Skip to content

Get the Flash Player to see this player.
Flash Image Rotator Module by Joomlashack.
The Flash Image Rotator module is now 1.5 Ready!
Your CMS just got even better! Upload your images and GO!
NEW transitions and stunning Ken Burns effects for your photos!
This is a FREE module only from Joomlashack!
Image 5 Title

Hoşgeldiniz

ÖZGÜRLÜK,DEMOKRASİ VE BARIŞ İÇİN OMUZ OMUZA!

 

Askeri darbelere, askeri cuntalara karşı durmak ve demokrasiyi, özgürlüğü savunmak   devrimcilerin, demokratların, sosyalistlerin  görevidir. Bugüne kadar yaşanan tüm darbelere ve askeri cuntalara karşı en tutarlı karşı duruşu Türkiye Devrimci Hareketi yapmıştır. 12 Mart ve 12 Eylül Faşist Cuntasına karşı mücadele bayrağını devrimciler hep yükseklerde tuttular. Muhafazakar, sağ partiler ve gençlik örgütleri askeri cuntaları ve darbeleri hep destekledi. Faşist cuntaların yedeği ve destekçisi oldular. Muhafazakar sağ partiler İslami tarikatlarla hep iç içe oldular; faşist cuntaları hep desteklediler.

Fettullah Gülen hareketi dahil tüm tarikatlar 12 Eylül faşist cuntasına destek oldular. Faşist cuntaların açtığı yolda kendilerine gelişme ve ilerleme yolları açıldı. Faşist generallerin desteği ile güç topladılar,  siyaset kulvarında kendilerine siyasi,ekonomik ve kültürel mevziler kazandılar. 12 eylül faşist dikdatörlüğü döneminde  okullarda, üniversitelerde, mescitler açıldı; cami sayıları artırıldı. Okul müfredatları sunni islami eğitime uygun duruma getirildi. Kenan Evren Anadolu’da yaptığı konuşmalarda elinde Kuran  islami nutuklar attı.  Kurtuluş savaşının kazanımı güdük ve sınırlı laisizm tasfiye edilmeye çalışıldı  ve  sunni islami bir devletin yolları açıldı. Ilımlı sunni  islam projesi adım adım ilerletilerek bugünlere gelindi. Fettullah Gülen'in  sunni islam cemaaati; bugünlere 12 mart askeri cuntasının açtığı yolda ilerleyerek geldi. Natocu generaller şeyhlere tarikatlara, yol verdi; güç toplamalarını sağladı.

12 eylül generallerini ve cuntasını destekleyen önemli güç Fettulah Gülen örgütüydü. Devletin tüm kurumlarında örgütlendiler. İşbirlikçi kapitalizmin ve  devletin açtığı yolda yargı,yürütme ve yasamada önemli mevziler elde ettiler. AKP'de Fettullah Gülen teşkilatının sahasında büyüdü ve onların desteği ile gelişti. Devlet içinde önemli bir kanat haline gülen Gülen tarikatı iktidar sorunu ve siyasi,ekonomik,kültürel konularda egemenlik alanını genişletme kavgasında; ilerlemek için atılım yaptığı dönemde, eski bağlaşıkları ile iktidar kavgasına girdi. AKP'nin parti içerisinde ve kamusal yaşamda sivil darbesinin önünde direnemeyen Gülen teşkilatı,askeri anlamda atılım ve askeri darbe sürecinde de başarı gösteremeyerek yenildi. Askeri darbenin yenilgisi kanatlar arasındaki çatışmayı artırdı; çatışma devam ediyor.

Cumhurbaşkanı ve hükümet bir yandan cemaati tasfiye etmeye çalışırken diğer yandan sivil darbesini de sürdürmeye devam etmektedir. "RTE'nin fiili olarak rejim değişmiştir" açıklamasıyla başlattığı sivil darbe, Fethullahçıların darbe girişimi gerekçesiyle tamamlanıyor. Hukuku temel alan ülkelerde esas olan kuvvetler ayrılığı ilke ve uygulamalarının kırıntıları da yok ediliyor. Yasama, yargı, yürütme organlarındaki "yargısız infaz" yöntemleriyle, hukuk ve mevcut yasalar dahi yok sayılarak yapılan  yüzlerce yargıcın, bürokratın gözaltına alınması, yargıtay ve danıştayda  görevden alma, binlerce kamu çalışanının görevden uzaklaştırılması, soruşturmalar, gözaltı merkezlerindeki işkence ve kötü muamele idam cezasının yeniden tartışılması.vb uygulamalar darbe gerekçesi arkasında pervasızca yapılıyor.

Devlet içinde egemenlik çatışmasında emekçi halk kitleleri taraf olamaz. Bizlerin taraf olduğu tek konu vardır: darbeler ezilenlere karşı yapılır ve zarar gören yalnızca ezilenler, emekçiler ve özgürlük sevdalılarıdır. Darbelere karşı olmak, özgürlüğü, demokrasiyi, demokratik mekanizmaları ve işlerliğini savunmaktan geçer.Askeri darbe üzerinden işçi sınıfına emekçilere; demokrasi ve barış güçlerine yapılan yeni saldırı dalgasına karşı güçleri birleştirmek ve demokrasi, emek ve barış temel talepleri etrafında mücadeleyi yükseltmek önem taşımaktadır.

Sevgi ve dostlukla.

 

Özgür, eşit bir yaşama doğru mücadelede bir adımı daha birlikte atalım!

Sevgili arkadaşlar, saat 15.30 da Z Kitabevinde buluşuyor ve flamalarımızla yürüyüşe katılıyoruz.

Sevgi ve dostlukla.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1 Mayısa Doğru..

1 Mayıs Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü

1 Mayıs geliyor, Fabrikalarda, atölyelerde, tarlalarda okullarda yaşamı yeniden üreten emekçiler yeni bir güne uyanışın hazırlığını yapıyor.

1 Mayıs Sermayenin ve devletinin milyonlarca emekçi üzerindeki her türlü sömürü, baskı ve zulmüne karşı dayanışma, açlık, yoksulluk, düşük ücretten, sendikal örgütsüzlükten kurtulmak için güçlerini birleştirerek yürüttükleri mücadeleyi yükselttikleri gün.

Sermayeye karşı emeğin mücadelesinde iki dünya karşı karşıya duruyor: sermayenin sömürü, kölelik, baskı ve zulüm dünyasına karşı eşitliğin kardeşliğin ve özgürlüğün dünyası.

Bir yanda bir avuç kan emici sermaye sahibi bütün üretim araçlarını kendi özel mülkiyetlerinde tutuyor.. Sermaye Fabrikalarda, tarlalarda işçileri örgütsüz, sendikasız olarak düşük ücretle çalıştırıyor. İşçi, emekçi havzaları işçi cehennemine dönüşmüş; sigortasız, sendikasız, uzun çalışma saatleri içerisinde milyonlarca işçi neredeyse köleleştirilmiş durumda. Sermaye ve devleti yeni yasal düzenlemelerle insanlık onuruna, bugüne dek altına imza atılan tüm uluslararası sözleşme hükümlerine aykırı olarak köle ticaretini yasal hale getirmek istemekte. Sermaye devleti kiralık işçi bürolarını yaşama geçirerek, kıdem tazminatını fona devrederek, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu değiştirerek, emekçilerin iş güvencesini ortadan kaldıran yeni düzenlemeler yapmak istiyor.

Özel İstihdam Büroları’na geçici iş ilişkisini de kapsayacak biçimde işçi kiralama yetkisi verilmesi, güvencesiz çalışmayı yaygınlaştıracak düzenlemeler, TBMM’de iktidar partisi tarafından getirilen özel istihdam bürolarına dair yasa tasarısı, işçi sınıfına modern kölelik dayatmaktadır. Sermayeyi elinde tutan ve denetleyen devlet, işçilerin yaşamlarını devam ettirebilmeleri için bu kölelik düzenine boyun eğmelerini istiyor. Emekleriyle her yeni günü yeniden üreterek bütün zenginliği yaratanlar bütün hayatları boyunca bir dilim katıksız ekmek ve su için iş güvenliğinin ve güvencesinin olmadığı koşullarda çalışmaya zorlanıyor ve örgütsüz ve sendikasız olmaları isteniyor.

Sermaye ve AKP Hükümeti kamu emekçilerine iş güvencesi sağlayan 657 sayılı yasanın değişmesini, toplu sözleşmesi, grev hakkı olmayan işlevsiz bir sendika istiyor. On binlerce kamu emekçisine soruşturmalar açıyor, işten el çektiriyor, açığa alıyor, KESK yöneticilerine, üyelerine göz dağı vererek yıldırmaya, mücadeye set çekmeye çalışıyor.

AKP Hükümeti ve uyguladığı ekonomi-politikalar tarımı ve çiftçiliği de bitirmiş durumda. Hükümet köylüyü ve üreticiyi değil, üreticinin sırtından para kazanan aracıyı, tefecileri koruyor; tohum, gübre, mazotta üreticilere sübvansiyon; destek alımları rafa kaldıralı çok oldu. Küçük üreticiler kan ağlıyor, gıda tekelleri kan içiyor. Fındık, çay üreticisinden süt, sebze-meyve üreticisine toptan alımlarda çok düşük fiyatlar verilerek üretici zarar eder duruma, ihtiyaç sahibi halkta çarşıda, pazarda fiyatların yüksekliğinden satın alamaz duruma getiriliyor. Asıl vurgunu gıda tekelleri ve yandaşı simsarlar gerçekleştiriyor.

Sermaye ve faşizm ormanları,akarsuları, börtü böceği  doğal ve kültürel değerlerimizi tahrip etti. Kapitalizm yaşam alanlarını yok ediyor.   Doğayı ve çevreyi tahrip eden su, enerji ve maden politikalarıyla tüm canlıların ve çocuklarımızın geleceğini karartıyor.  İşçilerin emekçilerin,halkımızın ve çocuklarının sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, doğal ve kültürel değerlerimizi korumaya yönelik mücadelesi her alanda sürüyor. Doğanın, insanın, hayvanların ve tüm canlıların yaşam haklarının  savunulması  ve direnme hattının birleşik bir mücadeleyle örülmesinin önemi kendini dayatıyor..

Emeğin sermayeye karşı büyük mücadelesi bütün ülkelerin işçileri ve emekçileri için ödenen büyük bedellere mal oldu. İnsanca çalışma koşulları, ve eşit işe eşit için mücadele edenler hem özgürlüklerinden yoksun hem de işsiz bırakılmaya devam ediliyor. Örgütlendiği, sendikalı oldukları için işçiler tazminatsız fabrika kapısı önüne konuyor; kadın işçiler, mobing ve tacize uğruyor, karşı çıkanlar işten atılıyor. Haklarına sahip çıkanlar fabrika kapılarında direnişe başlıyor, polis müdahale ediyor, gözaltına alıyor.

Savaşa ve faşizan uygulamalara karşı çıkanlar işsiz bırakılıyor, zindanlara dolduruluyor. Barış isteyen akademisyenler, emekten, eşitlikten, özgürlükten yana olanlar, devrimciler siyasi iktidarların sosyal yalıtılmasına, hakaretlere ve tarifsiz zulümlere maruz kalıyor. Fakat baskı ve zulme rağmen dünya işçilerinin, emekçilerinin yeni bir dünya özlemi büyüyor; dünyayı bölgesel savaşlarla kendi çıkarları için yeniden şekillendirmeye çalışan kapitalist yayılmacılara, işgalcilere karşı çıkanlarında mücadelesi sürüyor.

İşçiler, emekçiler aydınlar sermayeye, faşizme ve savaşa karşı güçleri birleştirmenin gereğine dikkat çekiyorlar. Sermaye ve AKP hükümeti etrafında birleşen siyasi güçler ve partiler Kürt halkına yönelik savaşı geliştirmeye ve yerleşim bölgelerini yaşanamaz duruma getiriyor; Sermayenin ve faşizmin bölge halkına yönelik zulmüne zemin veren siyasi akımlar Kürt halkının yoksullarını umarsız, acılarını katlanılmaz hale getiriyor. Bölgede baskı, zulüm ve kanın en şiddetli haliyle yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Sermayenin ve faşizmin çözümsüzlük dayattığı koşullarda memetler ve memolar üzerinden kan, gözyaşı içinde insanların yurtsuzlaştırıldığı, üretimden, sosyal-kültürel yaşamlarından koparıldığı bir savaş yürütülüyor. Aylardır bazı Kürt yerleşim bölgeleri abluka altında. Yakılan-yıkılan, bombalarla, ağır silahlarla kullanılamaz hale getirilen evlerin, molozların içinden ceset parçaları çıkıyor. Aileler cenazelerini bulamıyor, bulanlar kaldıramıyor. Beslenme, sağlık, barınma, eğitim, çalışma, güven içerisinde yaşama hakları yok... Faşizm ve AKP hükümeti “acele kamulaştırma” ile başta Sur, Cizre, Silopi olmak üzere yıkılan yerlere el koymayı bölgenin sosyo demografik yapısının değiştirmeyi planlanıyor.. Yandaş sermayeye de yeni bir rant alanı açıyor.

Suriye ve Irakta savaşın bileşeni durumuna gelen AKP Hükümetinin Suriye’de Kürt bölgelerine karşı islami terör akımları ve örgütleriyle işbirliği yaptığını kanıtlayan belgeler yayınlayan gazeteciler cezalandırılmak isteniyor ancak aksi ispatlanamıyor Bu koşullarda. emperyalizmin bölgeye müdahalesine, şeriatçı-cihatçı gurupların mezhepçi, şiddet politikalarına ve insanlık suçlarına karşı barış mücadelesi önem taşıyor.. Faşizmin ve sermayenin içeride ve dışarıda savaş politikalarına karşı eşitlik temelinde barışı ve halkların kardeşliğini savunmak milyonlarca emekçinin vaz geçilmez talebi oluyor..

Ortadoğu halkları artık yeni bir hayata gözlerini açmak istiyor. Kürtler, Araplar, Türkmenler Hiristiyanlar, Ezidiler, Dürziler, Ermeniler artık savaş istemiyor. Emperyalizmin, monarşinin, faşizmin savaş politikalarıyla kırılmayı, yok olmayı değil halkların kardeşçe eşit ve özgür yaşadıkları yeni bir hayatı ve sistemi istiyor. İşçilerin, emekçilerin, aydınların örgütlenme, düşünce ve ifade etme özgürlüğüne barışa, emekten, ezilenden yana demokrasiye ihtiyacı var. Faşizmin ve sermayenin gücü örgütlü ve egemenlik mekanizmaları sistematik. Bu haksız, adaletsiz, acımasız gidişi ancak milyonlarca emekçinin gücü yenilgiye uğratabilir. Ancak bölgemizde, içerde ve dışarda faşizmin ve sermayenin savaş politikalarına karşı fabrikalarda, tarlalarda, okullarda tüm çalışma alanlarında işçilerin ve emekçilerin ortak talepler etrafında birleşmesi, örgütlenmesi; özgürlük ve demokrasi taleplerini, barış şiarlarını haykırması savaş politikalarının önünü kesebilir. 1 Mayıs Türkiye’nin farklı milliyetlerinden, kökenlerden , din ve mezheplerden işçilerin, emekçileri ve halklarının birlik içerisinde seslerini yükselttikleri bir gün olmalıdır.

Savaş, baskı ve zor politikaları ile siyasi iktidar; toplumun gündelik hayatını her alanda dinsel kurallar, davranış kalıplarıyla muhafazakarlaştırmaya çalışıyor.. Yolsuzluklar, hırsızlıklar, aracılık-komisyonculuk mekanizmaları, çürümeyi, kokuşmayı kolaylaştırıyor, hızlandırıyor. Bu koşullarda kadın cinayetleri, çocuk kaçırmalar, taciz, tecavüz, şiddet artıyor, olağanlaştırılıyor. Savaş koşulları işsizlik, açlık ve yokluğu artırıyor.. Halkımız ülkedeki politik düzenden hoşnutsuz, değişmesini talep ediyor ancak alternatifi bulamıyor.

Suriye’ de Kürtler, Araplar, Türkmenler, Ermeniler zor durumdadır. Milyonlarca Suriyeli savaş koşullarından dolayı ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Faşizm ve savaş hükümeti Suriyeli göçmenleri savaş mağdurlarını çadır kentlerde tutmaya, dış politika malzemesi, kozu olarak kullanmaya çalışıyor. Batılı emperyalistler de onların üzerinden pazarlık ve anlaşmalar yapıyorlar. Emperyalistler ve işbirlikçileri halkın canı ve kanı üzerinden kazanacakları paraya bakıyor. Mülteciler için kapıların açılması ve yeni bir hayata yönelmeleri işçilerın, emekçilerin de talepleri oluyor.. İşçiler, emekçiler 2. Emperyalist savaş sonrası yapılan ve kabul edilen sözleşmede güvenceye alınan mültecilik haklarını savunmalıdır. Tüm ülkeler mültecilere kapılarını açmalı ve evrensel anlamdaki haklarını güvenceli olarak kullanmalarının koşullarını sağlamalıdır.

Bilinmelidir ki sermaye mülteci işçileri düşük ücretlerle, sigortasız, güvencesiz çalıştırıyor, onları bulundukları ülkelerin işçi ve emekçileriyle düşmanlaştırmaya çalışıyor. Mülteci işçiler eşit işe eşit ücret almalı, çalışma koşullarındaki ayrımcılık, aşağılama, eşitsizlik giderilmeli, insanca yaşam koşulları sağlanmalı..

İşçiler, emekçiler, güçlerini birleştirerek fabrikalardan, işyerlerinden alanlara akmalı, dereler birleşmeli, mücadele ırmakları coşmalıdır. Faşizmin, gericiliğin, ve siyasi iktidarların acımasız, kural tanımaz politikalarına, saldırılarına karşı iş ekmek, özgürlük ve barış taleplerini yüksek sesle haykırmak için..

Haydi alanlara, eyleme, özgürleşmeye..

YAŞASIN 1 Mayıs!

Yaşasın İşçilerin Birliği Halkların Eşit Kardeşliği!

Barış İçin Savaşa ve Faşizme Hayır!

Yaşasın Sosyalizm!

İmece-Der

Günseli Kaya (Bşk)

 
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 4 > 33

Eposta Listesi

Güncel etkinlikler epostanızda...

Kimler Sitede

Şu anda 8 konuk çevrimiçi