Skip to content
Hoşgeldiniz
e-Posta

EKMEK VE GÜL

Yürüyoruz yürüyoruz, günün aydınlığında

Donuk fabrika bacalarına, yoksul mutfaklara

Çarpıyor sesimiz ve birden parlayan

Bir ışık gibi ulaşıyor insanlara

"Ekmek ve gül! Ekmek ve gül!"

 

Yürüyoruz yürüyoruz, erkekler için de yürüyoruz

Çünkü hâlâ bizim oğullarımızdır onlar

Ve biz hâlâ analık ederiz onlara

En zorlu iş, en ağır emek

Ve çalışmak doğuştan mezara dek

Ve böyle sürüp gitsin istemiyoruz

Yaşamak için ekmek

Ruhumuz için gül istiyoruz!

 

Yürüyoruz yürüyoruz kol kola

Saflarımızda ölüp gitmiş arkadaşlarımız

Ve türkümüzde onların kederli "Ekmek!" çığlıkları

Çünkü bir köle gibi çalıştırıldı onlar

Sanattan, güzellikten, sevgiden yoksun

Biz de bugün hâlâ onların özlemini haykırıyoruz

İş ve ekmek istiyoruz

Ama gül de istiyoruz

 

Yürüyoruz yürüyoruz, yan yana, güzel günler adına

Kadınız, insanız, insanlığı ayağa kaldırıyoruz

Paydos bundan böyle köleliğe, aylaklığa

Herkes çalışsın, bölüşülsün kardeşçe, yaşamın sundukları

İşte bunun için yükseliyor yüreklerimizden

Bu ekmek ve gül türküleri

Ve yineliyoruz hep bir ağızdan

"Ekmek ve gül! Ekmek ve gül!"

 

 

 

       

James OPPENHEIM

 

Çeviri:  Metin DEMİRTAŞ

 

 

 

 

 

 
e-Posta

 

ANMA

HÜSEYİN GÜZEL

1952 yılında Sivas-İmranlı'nın Güngören (Cugi) köyünde doğdu. Babası Şah İsmail ve annesi Fatma Cugi   köyünde sevilen bir aileydi. Hüseyin Güzel genç yaşında devrimciler tanıştı. Yaşamını işçilikle kazandı. Proleter devrimci hareketin bir militanıydı.

İzmir'de İkiçeşmelik?teCami durağında  faşist silahlı saldırıya uğradı.  05.03.1976 tarihinde kaybettik.  Konak Devlet Hastahanesinde bulunan naaşını devlet güçleri Yurtsever Devrimci Gençliğe  vermek istemedi.Konak Develet Hastahanesine gelen binlerce gence saldırıldı. Devrimcilerle polis arasında çatışmalar çıktı. Devlet Hastahanesi  çevresinde lokal silahlı çatışmalar oldu. Askeri Birlik takviyesi alan polis, Konak, Eşrefpaşa ,İkiçeşmelik, Çankaya bölgesinde devrimci gençlere terör uyguladı. Yüzlerce genç yaralandı ve gözaltına alındı.

Cugi Köylüleri proleter devrimci Hüseyin Güzel'i görkemli bir törenle köyünde toprağa verdi .Mezar taşında ''Ulusal Demokratik Halk Devrimi Yolunda Faşist Katiller Tarafından Katledildi'' yazıyor.Sonraki yıllarda Hüseyin'in mezar yerinden yol geçirmek istediler. Ancak Cugi köylüleri Hüseyin Güzel'in mezarına sahip çıktılar ve geçirmediler.

Hüseyin Güzel'i saygıyla anıyoruz.

 












 

ALİAĞA?DA TERMİK SANTRAL YAPIMINA KARŞI MÜCADELE YÜKSELİYOR.

İzmir'in Aliağa İlçesi Horozgediği?nde yapımı planlanan 7 termik santralden ikisine Aliağa Belediye Başkanı CHP'li Turgut Oğuz?un kömüre dayalı termik santrale inşaat ruhsatı vermesi ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu?nun, açıklama yaparak termik santrale ruhsat verilmesini savunmasının ardından, ?1 Milyon İzmirli Termik Santrale Karşı?? Platformu Aliağa İlçesinde santrale karşı seslerini bir kez daha duyurdu.

Demokrasi Meydanında toplanan Egecep,TMMOB İzmir İl Koordinasyonu, İmece-Der,Yeşiller partisi, EDP, Foçep, Petrol-İş sendikası, Aliağa Emek ve Demokrasi platformu, Menemen Çevre ve Kültür Platformu, Bakırçay Havzası Belediyeler Birliği?nden Dikili Belediye başkanı Osman Özgüven, Foça Belediye Başkanı Gökhan Demirağ, CHP eski Grub Başkan Vekili Kemal Anadol, CHP eski Milletvekili Hakkı Ülkü, Foça eski Belediye Başkanı Nihat Dirim Dikili, Aliağa, Menemen Kent Konseyi yöneticileri ve çok sayıda çevreci katıldı.

İzmir kent Konseyleri Birliği imzası ile basın açıklaması metni dağıtan Aliağa Kent Konseyi yöneticilerinin dağıttıkları metinde ?? ithal kömüre dayalı termik santrallere hayır diyoruz?? içeriğine tepki gösteren çevreciler, her türden kömürlü termik santrallere karşı çıkmalıyız diyerek, metnin utangaç bir şekilde termik santrali savunduğu ve ??Aliağa Belediyesi tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığ?ının resen onay verme yetkisinin baskısı altında ?? inşaat ruhsatı vermesine dile getiren metnin Aliağa Belediye Başkanını akladığını belirttiler. Bu gelişmeler üzerine metni inceleyen Bakırçay Havzası Belediye Başkanları kendilerini temsilen Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven?i görevlendirdi.

Bakırçay Belediyeler Birliği adına Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven, basın açıklaması yaptı. Bakırçay Belediyeler Birliği olarak Aliağa bölgesinde termik santrallerin yapımına karşı kararları olduğunu açıklayan Özgüven, "Bir gece içinde ruhsat nasıl verildi, hangi şartlarla verildi, neden verildi? Bunu bilemeyiz. Bunu şimdi ruhsatı verenlere sormak lazım. Ayrıca bize dediler ki meslek odaları bu ruhsatları inceledi. Bu ruhsatlarda verilmemesi gereken bir yığın teknik olgu var, hem de olumsuz olgular. Aliağa Belediyesi ise ruhsatı verdi. Bu yetmedi, ne yazık ki belediye başkanlarımızı da ciddi bir baskı altına alan bir başka belediye başkanımız 'Evet, noktasına kadar doğru vermiştir. Bakanlık böyle istiyor' demiştir. Şimdi soruyorum; bu yasaları çıkaran kimler? Bir idam yasası çıkarıldı, insanlar idam ediliyordu. Şimdi yine bizi idam ediyorlar. Tamam mı diyeceğiz? Yani yasalar toplum aleyhine çıkarılmışsa ne kadar güzel mi çıkarmışsınız diyeceğiz. Tabii ki karşı çıkacağız. Bunları kim onaylarsa onaylasın ona karşı çıkacağız. Bunları alanlarda haykıracağız"

?? 22 yıl önce de Belediyeler Birliği vardı. Bugün de var. O gün devlet termik santral kurmak istedi. Biz kurdurmadık. Bugün özel sektörün kurmak istediği termik santrale izin vermemizi istiyorlar. Asla izin vermeyeceğiz. Biz Aliağa'da termik santral olmaması için gerekirse canımızı bile vermeliyiz. Biz ilerleyen yıllarda belki bu dünyada olmayacağız. Ama bu topraklarda torunlarımız yaşayacak. Bizim yaşamamamızı isteyenlere karşı. Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürmeliyiz. Ve hepimiz söz vermeliyiz.??dedi.

Özgüven, Bergama Belediye Başkanı CHP?li Mehmet Gönenç?in önemli işleri olduğundan dolayı basın açıklamasına katılamadığını ama bir destek mesajı gönderdiğini söyledi. CHP Milletvekili Prof.Dr. Birgül Ayman Güler?in kendisine gönderdiği, bölgede yapılan termik santrallere karşı olan ve mücadeleyi destekleyen mesajı da okudu. Özgüven ardından katılan herkese teşekkür etti. Özgüven katılımcıları ?1 Milyon İzmirli termik santrale Karşı?? Platformunun Petrol-İş Sendikasındaki basın açıklaması ve toplantısına çağırdı ve eylemi sona erdirdi. Özgüven?in konuşması sık sık, 'Başkanlar şaşırdı, sabrımızı taşırdı', 'Aliağa ovası Dilova olmasın' ve 'Burası neresi? Sanayi bölgesi, ölümün adresi' diye sloganlar attı.

??Termik Santrale Karşı 1 Milyon İzmirli ?? platformunun çağrısı üzerine Aliağa,Menemen,Foça ve İzmir demokrasi ve çevreci güçler ve Dikili Belediye Başkanının katılımı ile Petrol-İş Sendikası konferans salonunda basın toplantısı düzenledi..

Platform adına Kimya mühendisi Şenay Çağıran basın açıklamasını yaptı.

??Aliağa?da yapılması planlanan kömür yakıtlı 7 termik santralin yaşam alanlarımızı doğal dengeyi insan sağlığını ve tarım arazilerinin üretkenliğini yok edeceği kesin ve örnekleriyle açıktır. Santrallerin soğutma suyunun boşaltıldığı denizlerde de canlı yaşamını sonlandıracağı ve deniz eko sistemini geri dönülmez biçimde bozacağı da açıktır. İzmir yenilenebilir enerji kaynakları bakımından, güneş-rüzgar-jeo termal, zengin şanslı kentlerimizden biridir. Ancak siyasal iktidar ve bazı yerel yöneticilerin halkın iradesine ve termik santrallerin sonuçlarını bilmelerine karşın verdikleri ruhsat ve imzalar Aliağa?daki ekolojik yıkıma verilmiş vizelerdir. Bölge doğal gazlı termik santraller, demir çelik fabrikaları, rafineri,petro-kimya tesisleri, yüzlerce yan sanayi kuruluşu, gemi söküm tesisleri ile zaten fazlasıyla tahrip edilmiştir. Koşullar böyleyken Aliağa Belediyesinin santral inşaatına ruhsat vermesi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının verilen ruhsatı onaylanan açıklamaları, yaşama karşı,doğaya karşı katliamı geri dönülmez yıkımı onayan tarihsel bir hata olmuştur.1 Milyon İzmirli olarak bu suçu işleyenleri, ortak olanları, sessiz kalanları doğaya, yaşama karşı sorumlu davranmaya çağırıyoruz. Yaşamdan yana olan İzmirlileri 6 mayısta termik santral ateşini söndürmeye, yaşam için birleşmeye çağırıyoruz.??

Basın toplantısının ardından toplantıya katılan güçler, ??1 Milyon İzmirli Termik santrale Karşı?? platformunun örgütlenme, aydınlatma ve mücadele çizgisi üzerine düşüncelerini ifade ederek, 6 mayıs gününe kadarki mücadelenin planlamasını görüştüler. Katılımcıların önerilerinin ortak noktaları şunlardı;

* İzmir, Karşıyaka,Aliağa, Foça, Yenifoça, Menemen,Dikili,Bergama ve Belde ve Köylerinde kısaca Bakırçay havzasında 1 Milyon İzmirli Termik Santrale Karşı'' platformunun örgütlenmesi, bu bağlamda emek,demokrasi ve çevre platformları ve esnaf,ziraat odaları katılımı ile yerel toplantılar yapılması; toplantı katılımcıları ile birlikte bildiri, bröşür ve afişlerin dağıtımının yapılması,sokağa çıkılması, imza masaları açılması.

*Sendikaları,meslek odaları,meslek örgütleri, ziraat,tarım örgütleri vb tüm kurum ve kuruluşları harekete geçirici çalışmalar yürütülmesi.

*Platformun bileşenlerinin kampanyayı destekleyici çalışmalarını yoğunlaştırmaları, olanaklarını seferber ederek aydınlatma faaliyeti ile, bildiriler ve broşürlerle, imza masaları, sokak, mahalle, ev ev çalışma yürütmeleri,

*İlçe,belde ve köylerde oluşmuş demokrasi,kültür ve çevre platformları ile ilişkileri geliştirerek bilgilendirme.

*Mahalle,köy muhtarlarına aydınlatıcı bilgi taşıma; yaşam mücadelesinin anlatma

*Gazete,Televizyon, muhabirleriyle açıklama toplantıları; İnternet Basını,Haber Sahifeleri, Sosyal siteler, Bloglar,web siteleri aracılığıyala bilgilendirme faaliyeti yürütülmesi.

*Bildiri,bröşür ve afişlerin dağıtımı ve örgütlenmesinin ivme kazanması

*İlçe,belde ve yerleşim alanlarında imza masaları, basın açıklamaları, toplantılar, yürüyüşler yapılması.

*6 Mayıs 2012 tarihine kadar salonlarda,alanlarda,sokaklarda,işyerlerinde,okullarda açıklama faaliyetleri, yürüyüşler yapılması,

* 6 Mayısta 1 Milyon İzmirli ile birleşmeyi ve termik santral yangınını söndürme ve yaşam için birleşme eylemini gerçekleştirme.

 

 

 

 


 

ANMA

SİNAN SUN

(6 .6.1979-7 Ocak 2011)

6 Haziran 1979 tarihinde Ayşe ve Erol Sun?un oğlu olarak İzmir?de dünyaya geldi. Anne ve babası dünya görüşleri doğrultusunda; O?na 68 kuşağı gençlik liderlerinden Sinan Cemgil?in anısına Sinan adını koydular. Anne ve babasının mesleği gereği çocukluğu Türkiye?yi dolaşmakla geçti. Çocukluğunun ilk yıllarında Şırnak?ta kendisine bakan ve Türkçe bilmeyen bakıcı kadından ebeveynine çeviri yapacak kadar Kürtçe öğrendi.

Ankara-Demetevler Atakent İlkokulu?nu bitirdi. Daha sonra Kızılay Kumru sokaktaki Namık Kemal Ortaokulu?na devam etti. 1993 yılında bu okuldan mezun oldu. Aynı yıl, M.T.A ?da çalışan anne babasının  İzmir?e Tayin olması nedeniyle lise öğrenimine  Evka-I deki   Teğmen Ali Rıza Akıncı Lisesi?nde başladı. Daha sonra Bornova Suphi Koyuncuoğlu  Lisesi?ne devam etti ve 1977 yılında mezun oldu.

İnsanlara yardımcı olmak ve acılarını dindirmek için doktor olmak istedi. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi?ni kazandı. 2004  yılında doktor olarak mezun olup yaşama atıldı.

Babasının, arkadaşlarıyla birlikte kurdukları İmece Dostluk  Dayanışma Derneği çalışmalarına katıldı. Ortaklaşmacı, paylaşımcı, dayanışmacı,  özverili gencecik bir dostumuzdu.  İmece  Dostları için devrimci türküler içeren  cd?ler hazırladı, İmece toplantısında  üyelere dağıttı. İmece Dostlarıyla paylaşmaktan, onlara destek vermekten mutlu olurdu. İmece Dostlarına sağlık konusunda yardımcı olma çabası içindeydi.

2008 yılında askerlik  yapmak için Jandarma Özel Harekatçı olarak  Elazığ-Kovancılar?da  göreve başladı. Operasyonlar sırasında atlarken diz bağları koptu. Yapılan bir dizi ameliyatla ve azmiyle yeniden hayata tutundu.

İzmir?de bir göz hastanesinde doktor olarak çalışmaya başladı. Kısa bir süre sonra hastalandı. Lösemi teşhisi konuldu. Tedaviye başlandı. Tedavi için tek çözümün ilik nakli olduğu saptandı. Türkiye?de uygun donör bulunamadı. Dünya Kan Bankasından bulunan birkaç donörün de alt grubu uymadı.  Ankara Gata?da 7 Ocak  2011 sabahı hayata gözlerini yumdu.  Ölüm yıldönümünde Sinan?ımızı özlemle, sevgiyle  bir kez daha anıyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MAHMUT TAŞLIOĞLU

(01.01.1962-03.02.2012)

1.01.1962 yılında Kayseri'nin Sarız ilçesine bağlı Kırkısrak köyünde dünyaya geldi. Emekçi bir ailenin çocuğuydu. Dokuz kardeşin en küçüğüydü. Anne ve babasını onbeş yaşında kaybetti.  Amcasının yanında aile dayanışması ile büyüdü. Kırkısrak Köyü İlkokulunu bitirdi.

Genç yaşta devrimcilerle tanıştı. Emekçilerin kurtuluşunun devrim ve sosyalizm ile gerçekleşeceğini kavradı. Derin ve güçlü bir devrimci ruhla işçi sınıfının ve ezilenlerin davasına bağlandı. Enerjisini, gücünü işçi sınıfı ve emekçilerin örgütlenmesine ve siyasi demokrasi talepleri için mücadeleyi örmeye ve güçlendirmeye adadı. Proleter devrimci hareketin işçi militanlarındandı.

1980?li yıllardan sonra İzmir?de yaşamını sürdürdü.  Yaşamının her döneminde işçilik yaparak çalıştı. Patronlarla uzlaşmaz, uzun çalışma saatleri ve düşük ücretlere karşı işçi arkadaşlarını bilinçlendirmeye ve örgütlemeye çalışırdı. Asalak insanları sevmezdi. Onun için işsiz kaldığında ne iş bulursa çalışırdı. Düşüncelerini duru bir açıklık ve kesinlikte anlatırdı, en önemli özelliklerinden biri ikna kabiliyetinin yüksek olması ve doğru olduğunu düşündüğü bir şeyi en iyi yapmaya çalışmasıydı. Arkadaşları, dostları ona haksızlık yaptığında asla kin tutmazdı, işçilerin kini sermaye düzenine, faşizme karşıdır; sınıfa karşı sınıf tutumu olmalı derdi.

İzmir?de proleter devrimci harekete yönelik 1993 yılının aralık ayında yapılan operasyonda gözaltına alındı; ondört gün gözaltında kaldı. Sömürücü, zalim burjuva düzeninin  işkencecilerine teslim olmadı, direndi.

1990?lı yıllarda İzmir'de Tekstil sektöründe ??ayakçı??, ??makineci?? işçi olarak çalıştı. Tekstil işçilerinin sendikal örgütlüğünü gerçekleştirmek için fedakarca çalıştı.  Bora Tekstildeki sendikal çalışmada ve oradaki direnişte diğer işçi arkadaşlarıyla birlikte bir aydan fazla işyeri önünde sendikal haklar için mücadele edenlerdendi. Tekstil patronlarının kara listesine girdi. Tekstil sektöründe iş vermediler. Yaşamını boya badana işleri ve Bornova?da sokak kitapçılığı yapmakla kazandı.

2009 yılının aralık ayının ikinci haftasında Tekel işçilerinin özlük hakları ve ?4/C kaldırılsın? diye mücadeleye atıldıkları direniş günlerinde tekel işçilerinin mücadelesinin coşkulu bir  dayanışmacısı ve destekleyicisiydi. Direniş süreci içindeki yürüyüşlere katıldı. Ankara?da Tekel İşçilerinin direniş çadırlarında tekel emekçilerinin karlı kış günlerinin dayanışmacısı ve zorlukları aşmak için onlarla birlikte mücadele eden sınıf kardeşiydi. Direnişçilerin fotoğraflarını çekmiş ve facebook sahifesinede yerleştirerek tüm arkadaşlarını desteklemeye çağırmıştı.

Kitap okumayı çok severdi. Okuduklarını çevresine anlatır, analizler yapardı. Dostlarını okumaya teşvik ederdi. Onlara beğendiği kitapları önerirdi. Okumayı sevdiği kadar yazmayı duygularını, düşüncelerini kağıtlara aktarmayı severdi.

Şiir okumayı severdi. Kendisi de şiir yazardı. Çok güzel şiir okurdu. Bir roman çalışması vardı. İnandığı şey için en iyisini sonuna kadar yapmaya çalışırdı. Hep mükemmele ulaşmaya çalışır, bunun arayışı içinde olurdu. Proleter devrimci harekete ve yoldaşlarına sevgiyle coşkuyla bağlıydı.

Bir süredir rahatsızdı. Akciğer kanseriydi. Hastalığını dostlarından sakladı. Onları üzmek istememişti. Tedavi olmak için Ankara?ya yakınlarının yanına gitti, O?nu orada kaybettik.

Gülen gözleri ışıl ışıldı; öyle de gitti. Öyle sessiz, dirençli, bir gün mutlaka işçi sınıfı iktidara gelecek ve sosyalizmi kuracağız diyerek?İşçi sınıfının iktidar mücadelesinde yaşayacak, bizlerle yaşayacak.

04 Şubatta Ankara Karşıyaka mezarlığında toprağa verdik. Yoldaşlarının, dostlarının yakınlarının katılımıyla.. Anısını ve mücadelesini geleceğe taşıyacağız.

 
<< İlk < Önceki 31 32 33 34 35 36 37 38 Sonraki > Son >>

Sayfa 31 > 38

Eposta Listesi

Güncel etkinlikler epostanızda...

Kimler Sitede

Şu anda 17 konuk çevrimiçi