Skip to content


SER VERİP SIR VERMEYEN BİR YİĞİT

EKREM EKŞİ

(30 Kasım 1955-14.10.1980)

12 Eylül askeri faşist cuntasının halkın üzerine zorun bütün biçimleriyle çöktüğü  günlerdi. TBMM, sendikalar, kitle örgütleri, siyasi partiler kapatılmış, milletvekilleri, siyasi parti ve kitle örgütü yöneticileri,  üyeleri gözaltına alınıyorlardı.  Fabrikalar, okullar, caddeler, sokaklar işgal ediliyor, evler basılıyor, zindanlar ,işkencehaneler ağzına kadar dolduruluyor, dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle insanlar sokak ortasında katlediliyor, geceleri sokağa çıkma yasağı ilan edilerek evler hapishaneye çevriliyor, radyolarda, televizyonlarda, gazetelerde yasaklanan sendika, kitle örgütü, gazete, dergi adları ardı ardına sıralanırken, bu örgütlere üye oldukları, bu gazeteleri okudukları için işçilerin, öğrencilerin, emekçilerin isimleri yakalananlar ya da arananlar listelerinde çarşaf çarşaf ilan ediliyordu.
Tutuklanacak kişilerin adları Bayrak Liste de yazılı. Bayrak Liste de Ekrem Ekşi nin de adı var?

 

Faşist cunta  işçilerin,  emekçilerin, gençlerin   sömürü ve soygun düzeni tekelci kapitalizme karşı mücadelesini bastırmak için  her türden şiddeti uygularken, tüm devrimcilere demokratlara teslim ol çağrısı yapıyordu. Bu çağrıya önemli ölçüde aydın ve sendika ağaları sıkıyönetim komutanlıkları önünde sıraya girerek cevap verdiler.  Modern revizyonizmin ideolojik temsilcisi, sosyal emperyalizmin hempaları TKP  ve radyoları faşist  cuntayı destekleyici açıklamalar yaptı Devrimciler, demokratlar ve komünistler için  tek yol vardı; faşist askeri cuntaya karşı direnmek..Her alanda; fabrikalarda, okullarda, tarlalarda, işkencehanelerde direnmek?

Direniş bayrağını işkencehanelerde ilk kaldıranlardan  biri  Devrimci komünist Ekrem Ekşi?ydi.

12 Eylül 1980, Cuntanın ilk günü...

12 Eylül 1980 günü ağabeyinin evinden Ekrem Ekşi?yi  gözaltına aldılar.14 Ekim 1980 günü cansız bedenini teslim ettiler.

30 Kasım 1955 tarihinde Zonguldak`ta doğan Ekrem Ekşi, 1974-75 öğretim yılında İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ) Mimarlık Fakültesi`ne girdi. O yıllar gençliğin 12 Mart yarı-askeri darbesinin  etkisini kırdığı; örgütlenmeye başladığı ve kitlesel mücadelelerin ivmesini yükseltmeye başladığı bir dönemdi..

Okullarda, fabrikalarda, semtlerde düzene muhalif olan gençler devrimci saflara katılıyor, hayatın her alanında mücadele yükseliyordu. Bu devrimci yükseliş döneminde üniversiteye giren Ekrem Ekşi de devrimci harekete katıldı. Boykotlara, yürüyüşlere, gençliğin öğrenim özgürlüğünü, can güvenliğini tehdit eden faşist saldırılara karşı yürütülen mücadeleye atıldı. Mücadele sürecinde öne çıktı. O bir kitle önderiydi. İTÜ ve İstanbul gençliğinin mücadelesinin önderlerindendi.  Bir gençlik önderinde bulunabilecek vasıfları mücadele içerisinde gelişti. Kitlelerle ilişki kurma ustasıydı. Öğrencisi olduğu Mimarlık Fakültesi temsilcilik seçimlerini büyük bir farkla kazanmıştı. Aynı türden ilişkileri yaşamın her alanında kuruyor, Topkapı, Zeytinburnu bölgesindeki fabrikalarda, çırakların çalıştığı atölyelerde, emekçi semtlerinde kısa sürede ilişki kurduğu herkesin sevgisini kazanıyordu.

Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği -(YDGF) genel sekreterliği yapmış bir  devrimci  komünistti. Öğrenci gençliğin eylemlerinde, köylülerin çay ve tütün gösteri ve yürüyüşlerinde, gecekondu yıkımlarında halkın yanında direnişte, grev çadırlarında işçilerle dayanışmada,tüm ezilenlerin mücadelesinde yer aldı.

'Mütevazıydı. Kibir nedir bilmezdi. İlişkide olduğu herkese eşiti olarak davranırdı. Bildiği konularla ilgili başkalarına üstünlük taslamaz, bildiklerini arkadaşlarına öğretir, sürekli öğrenmeye çalışırdı. Arkadaşlarının, yoldaşlarının, ihtiyacı olan herkesin yardımına koşar, bunu yaparken, karşılığı olacağını düşünmez, bir komüniste yaraşır paylaşım ruhuyla yapardı bunu. İyi bir ajitatör ve iyi bir propagandistti.Halkın Kurtuluşu gazetesi satışlarında sesini çok uzaklardan duyabilir, söylediği her sözü rahatlıkla ayırdedebilirdiniz. Gazete satışına çıkan birçok kişi nasıl ajitasyon yapılacağını öğrenmek için onu izlerdi.

'Birçok forumun, mitingin konuşmacısı Ekrem`di. Boykotlarda, yürüyüşlerde en önde olanlardan biri yine Ekrem`di. Her türden eylemde gür sesiyle slogan attırırken görürdünüz Ekrem`i. Büyük iş, küçük iş ayrımı yapmazdı, Onun için her iş, bir devrimci için kaçınılmaması gereken bir görevdi. Duvarlara yazı yazarken de,afiş asarken de, bir gösteride yer alırken de, bir gazete paketi taşırken de, yaptığı işin devrimci mücadelenin bir parçası olduğunu düşünür, başkalarından yapmasını istediği bir işi önce kendisi yapardı.

'Onu her zaman okurken görmek mümkündü, onca yoğun pratik faaliyet içinde zaman bulamama gerekçesinin arkasına sığınmak yerine, okumak, kendisini geliştirmek için zaman yaratırdı. Üstelik teoriyi ne çok şey bildiğini göstermek için değil, kendini yenileyip geliştirebilmek ve teorinin pratiğe yol gösterici olması için ele alırdı.

'Ekrem`in daha birçok özelliği sayılabilir. Ancak en büyük özelliği, faşist katillerin hedef tahtasına koymasının da nedeni olan özelliği, Ekrem`in bir örgütçü olması ve her koşulda örgütlü mücadeleyi savunan bir devrimci olmasıdır. Bir birimin önderi olmaktan İstanbul gençliğinin, giderek Türkiye gençliğinin önderlerinden biri pozisyonuna onu yükselten bu vasıflarıydı.

Onu gözaltına aldıklarında amansız işkencelerden geçirdiler, kendine, arkadaşlarına, yoldaşlarına, partisine ihanet etmesini istediler. Ama o direnmeyi seçti.

Kudurmuş işkenceciler göğüs kafesini kırıyorlar. Elleri ayakları şişmiş, koluna felç inmiş bir haldeyken, işkencecileri, belki ağzından bir çift laf alırız diye, konuşmadan ölmesin diye hastaneye kaldırıyorlar. Kırıklar, çürükler içerisindeyken bile doktora gülümseyerek: Hiçbir şey söylemedim, onları yendim diyor.
Onurunu ve partisini korudu. Yaşarken nasıl dimdik durduysa, ölüme giderken de dik durmayı bildi.  Ölümsüz kahramanlar arasına girdi.