Skip to content



15 Ağustos 1978
YUSUF METİN

"Biz bu halkı sevdik
Ve bu ülkeyi.
İşte bağışlanmaz
Korkunç suçumuz "


YAŞAMI MÜCADELESİ ANISI


ÖRNEK OLSUN.

 


YUSUF METİN

Yusuf Metin 1952 yılında Erzincan İliç'te doğmakla birlikte Tunceli Ovacık nüfusuna kayıtlı. Babası Süleyman Metin topraksız yoksul köylü, birkaç baş hayvanı var ve ailenin geçimini emek gücü ile sağlamaktaymış.

Yusuf, annesi Hatun'u kardeşini doğururken küçükken kaybediyor. Yusuf'un Hatun annesinden bir ağabeyi ve kardeşi var. Baba Süleyman Metin ilk eşinin ölümünden sonra ikinci kez evlenir ve Yusuf dahil çocuk sayısı toplam ona yükselir. Yusuf çok kardeşli bir ortamda yoksulluk içerisinde büyür.

Köyünde ve arkadaş çevresinde çok şakacı olarak bilinir. Durmadan şakalar planlar yeğenlerini kızdırır, eğlendirir ve onları çok sever, böyle tanınır

Zeynep ana 3 yıl kadar bakar Yusuf'a, sonra Ovacık Bölge Yatılı İlköğretim Okulu'na gönderilir. Yusuf okula gitmeyi hiç istemez, analığına "ana beni gönderme kalıp koyun güdeyim, sana ot toplamada yardım edeyim" derse de babası O?nu okula götürür ve kaydını yaptırır. İlkokulu yatılı olarak okur. Başarılı ve zeki bir öğrencidir. Öğretmenlerinin yönlendirmesi ile öğretmen okulu sınavlarına girer. Sınavı başarıyla kazanır. Gümüşhane Öğretmen Okulu'na kaydolur. Gümüşhane Öğretmen Okulu da yatılıdır. Diğer yatılı öğrenciler gibi bütün ihtiyaçları kurum tarafından karşılanır ve okul yıllarında paylaşmayı, ortak yaşamayı, dayanışmayı öğrenir.

1960' lı yılların ikinci yarısından sonra ülkemizde yükselen işçi sınıfı ve gençlik hareketinden etkilenir. Ortaokul yıllarından itibaren,roman ve kitap okumaya meraklıdır. Sosyal ve toplumsal konulara ilgisi artar. Dönemin devrimci dergileriyle bağ kurar, bunları okumaya başlar. Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) ün yayınlarını okur ve inceler. Geleceğin öğretmeni olarak ülke sorunları, eğitim,öğretim sorunlarını öğrenmeye çalışır, Türkiye Öğretmenler Sendikası'yla ilişkilenir.

Gümüşhane Öğretmen Okulunda başarılı bir öğrenci olmasından dolayı Öğretmenler Kurulu kararı ile Ankara Yüksek Öğretmen Okulu'nda okuma hakkı kazanır. Ankara Yüksek Öğretmen Okulunda bir yıl hazırlık sınıfı okur ve kura çekilişi sonucu İzmir Yüksek Öğretmen Okuluna kayıt yaptırır, Fen Fakültesi Matematik Bölümünde derslere girer, Yüksek Öğretmen Okulundan da öğretmenlik formasyon dersleri alır.

Ankara Yüksek Öğretmen Okulundayken ilk defa büyük kentte yaşamanın olanakları ve zorluklarını yaşar. Yüksek Öğretmen Okulunda devrimci gençlerle birlikte olur. Sosyalizmin klasiklerini okumaya başlar. Kürt kimlikli bir kişi olarak da milli soruna ilgi duyar. Konuyla ilgili yayınları okumaya, araştırmaya başlar. Dönemde devrimci gençlik içerisindeki ideolojik-politik ayrışmada İbrahim Kaypakkaya grubunun politikalarına sempati besler. Mili sorun konusunda Kaypakkaya'nın siyasi öngörüsü ve bakışını beğenir. Ege Üniversitesi Fen Fakültesinde ve Yüksek Öğretmen Okulundaki devrimcilerle tanışır, yeni arkadaşlar edinir. Önce Kampüs içerisindeki Bornova Yurtlarında kalır; okulunda ve yurtlarda devrimcilerle birlikte hareket eder.

1970-1971 yıları sürecinde işçi sınıfın 15-16 Haziran eylemlerinden etkilenir. İşçi sınıfının kitlesel iş bırakma ve genel direnişinin önemini görür. İşçi sınıfı partisi ve işçi sınıfının devrimde fiili önderliği konusunda İstanbul proleteryasının ayağa kalkışı perpektifinde yeni ufuklar açmıştır.12 Mart askeri darbesinin zor politikalarını yaşayarak muhalif kimliğini biçimlendirir.

12 Mart askeri darbesinin devrimcileri, demokratları ve muhalif olan herkesi gözaltına almaya çalıştığı, işkecelerin, kırımların yoğunlaştığı koşullarda, yılgınlık ve teslimiyet ve mücadeleden kaçış politikaları üretenlere karşı tavır alır. Darbecilere, işkencecilere karşı mücadele hattını netleştirir.

Devrimci gençliğin özgürlük ve sosyalizm mücadelesinin zorla tasfiye edildiği süreçte, üniversitede devrimci-demokrat arkadaşlarıyla dayanışma içerisinde olur. Bu yıllarda sosyalist klasikleri yeniden okumaya devrimci arkadaşlarıyla tartışmaya başlar. Öğrenme isteği ve çoşkusu yüksektir.

1972 yılında İstanbul'da Kaypakkaya hareketine yapılan operasyonlarla ilgili İzmir'de gözaltına alınır, İstanbul'a götürülür. Selimiye Askeri Cezaevinde altı aya yakın bir sure tutuklu kalır ancak koğuşturmaya yer olmadığı kararı ile serbest bırakılır.

1973 yılı sürecinde ideolojik siyasi konularda yön arayışı içerisine girer. Denizlerin 1972'de idam edilmesinin ardından gençlik içerisindeki tepkiyi örgütlemeye çalışan devrimcilerle tanışır. Politik çeverelerle yeni ilişkiler kurmaya çalışır. Politik-İdeolojik sorunlara olan ilgisini yeni okumalarla ve canlı tartışmalarla derinleştirir. Üniversite'de faşizm, modern revizyonizm, milli sorun üzerine bakış açısını derinleştirmeye çalışır, O yıllarda Faşizm, işçi sınıfı partisi, modern revizyonizm, geçmişin özeleştirisi konularında politikaların derinleştirilmesi devrimci komünist bir partiyi inşa etme çizgisi O'nun sorgulayıcı ve irdeleyici olma bakışıyla örtüşür. Denizlerin darağaçlarında son sözleriyle ifade ettikleri Marksizm-Leninizme bağlılıkları 1973-ve 1974 yıllarında olgunlaşan ve sonraki yıllardaki ideolojik-siyasal çizgideki değişim, dönüşüm, özeleştiri ve yenilenme süreci Yusuf'un da değişim ve dönüşüm sürecinde belirleyici olur.

Dönemin doğmatik ve kalıpçı politikalarına bağlanmaz, geçmişin irdelenerek, sorgulanarak incelenmesini, araştırılmasını savunur; geliştirme, değiştirme, dönüştürme perspektifine sahiptir. Bir konuyu ele almışsa o konuyla ilgili bulabildiği tüm yayınları okumaya çalışır ve derinlemesine kavramaya çalışır .Modern revizyonizm tartışmalarının yoğunlaştığı süreçte, konuyla ilgili çıkan tüm yayınları, yazıları toplayarak inceler..

Bu dönemde küçük burjuva ihtilalciliğinin eleştirisi ve devrimin kitlelerin eseri olduğu anlayışının savunusu, İşçi sınıfının toplumsal ve tarihi rolü ve işlevi; işçi sınıfının devrimde önemi, sınıf içerisinde çalışma, sınıf içinde örgütleme çizgisi, merkezi görevin işçi sınıfının bağımsız devrimci komünist partisini inşa etmek olduğu saptaması, Yusuf?un düşünceleriye örtüşür. Sosyo-ekonomik yapıda işbirlikçi kapitalizmin egemenliği vb. düşünceler, sonraki yıllarda modern revizyonizm ve üç dünya teorisinin eleştirileri konularında süreci örgütleyen ve dönüştüren bir militan olarak öne çıkar.

İşçi sınıfı partisinin örgütlenmesi süreci içerisinde yer alır. İşçi sınıfı içerisinde çalışır.Fabrikalar, işletmeler, atölyeler vb. alanlardaki işçileri ve yoksul gecekondu semtlerindeki emekçileri aydınlatma faaliyetlerine katılırken diğer yandan üniversitede ve emekçi semtlerinde merkezi gençlik örgütlenmesi kurulması çalışmalarına katılır.

1974-1975 sürecinde İzmir Yüksek Öğrenin Derneği kuruluş sürecinde, onun ardından Demokrak Yurtsever gençlik Birliği?nin oluşumunda emeğini ve enerjisini katar. Fen Fakültesi Öğrenci Derneği'nin kurulması ve örgütlenmesini gerçekleştirenler arasındadır. Sonraki yıllarda öğrenciler divan başkanı olması için O'nu ısrarla genel kurula çağırırlar 1977 ve 1978 yılarında yapılan öğrencilerin çağrısı üzerine Fen Fakültesi Öğrenci Derneği genel kurullarında divan başkanlığı yapar.. Gençlik kitleleriyle ilişkilerinde sevilen, güven duyulan, söyledikleri dikkate alınan bir gençlik lideridir..

1976 öğrenim yılında faşizmin saldırıları ve revizyonizmin ihanetine rağmen sekizbuçuk ay direnen ve yurtları ve kampüsü faşistlere üs yaptırmayan devrimci, yurtsever, demokrat öğrencilerin mücadelesinin ön saflarındadır.

Proleter devrimcilerin Nisan 1976 tarihinde faşizmin semtlerde, üniversitelerde ve okullarda azgın saldırıları karşısında faşizme karşı güçbirliği çağrısı kapsamında işçi sendikaları, meslek örgütleri, semt dernekleri, öğrenci dernekleri, gençlik derneklerine yaptığı çağrının yaşama geçirilmesi için mücadele eder.

1976 başında halk gençliğinin anti-faşist, anti-emperyalist merkezi kitle örgütü kurulması çalışmaları sonucu 13 Mart 1977 tarihinde beşbin civarında kitlenin seçtiği beşyüze yakın delegenin içinden biri olarak İzmir Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği?nin oluşumuna fikir ve emek katkısı sunar.

Faşizme karşı mücadelede en geniş gençlik yığınlarının kazanılması ve örgütlenmesinin önemini anlatır. Faşist unsurlar dışındaki ilgisizler dahil tüm gençliğin kazanılması, faşizmin sadece komünizme karşı olduğu düşüncesinin yanlış olduğunun anlatılmasında ısrarlı bir faliyet içindedir. Faşizmin kendisi dışındaki tüm düşüncelere ve aynı zamanda halka karşı bir hareket olduğunu anlatmak üzere yazılı ya da sözlü, eylemli her aracın kullanılmasının önemini; tüm akademik, ekonomik, siyasi demokrasi taleplerini savunarak gençlik yığınlarına, örgütlenmenin ve mücadelenin günün görevi olduğunu anlatır.

O dönem siyasal hareketin hedefi işçi sınıfını ve halkı devrim ve sosyalizm mücadelesinde örgütleyecek ve işçi ve emekçi kitlelere yol gösterip yöneticilik edecek öncü bir sınıf partisini yaratmaktır. Yusuf ve dönemin İleri militanlarının , hiçbir zaman tereddüt göstermeden bağlandıkları en temel ve en acil görevi işte budur. Yusuf dabu hedef için her türlü olanaktan yararlanarak emekçiler içerisinde çalışır.

1976 Şubatında kitleleri aydınlatma ve örgütleme aracı olarak Halkın Kurtuluşu gazetesi çıkarıldığında derinden etkilenir ve işçi ve emekçi hareketine bağlanma kararlığı ve coşkusunu yaşar ve gazetenin elden dağıtımının ve örgütlenmesinin önemini anlatmak ve yaşama geçirmek için çok çaba harcar.

Siyasal hareketteki teorik ve siyasal gelişmelerin hem izleyicisi hem katılımcısıdır. Örgütsel dönüşüm ve inşa sürecinin düz, engelsiz ve kolay olmayacağının bilincindedir. Teorik ve siyasal tezlerdeki sağ etki tırmanan faşizm, Maocu üç dünya teorisi çizgisine karşı ileri militanlarda muhalif düşüncelerin gelişmeye başladığı dönemdir. Değiştirilmesi ve dönüştürülmesi gereken politikalar, siyasal ve örgütsel çizgideki eklektik yanlar, her türden gericiliğe ve emperyalizme karşı mücadele çizgisinin netleşmesi önem taşımaktadır. Öte yandan faşizmin sağcı tahlili ve üç dünya teorilerinin kabul edilmesi 1976 ve 1977 yılının ilk yarısında yeni bir mücadele süreci başlatır. Sağ çizgi ileri militanlar tarafından da eleştirilmesine ve bu durum bilinmesine karşın örgütlenme çizgisi ve üç dünya revizyonizmi bahane edilerek hizip örgütlenmesi ve yıkıcı bir çalışma yürütülmesi karşısında net tutum alır ve hep birlikte değiştirme-dönüştürme, disipline uyma anlayışına destek verir. Çağrı karşılık bulmayınca hizipçi ve tasfiyeci faaliyete karşı mücadele eder.

Yusuf hizipten etkilenmiş devrimcileri kazanmaya özel çaba harcar. Çevresindeki gençlere, işçi ve emekçilere, devrim davasına gönül veren herkese işçi sınıfının öncü partisini yaratmaya kararlı olduklarını anlatır. İşçi sınıfına ve halka bağlılığın ölçütü aynı zamanda yoldaşlarına bağlılık, disiplin içerisinde sorunları tartışmak, lafazanlık yapmamaktır. Siyasal hareketin tüm olanaklarını kullananların niçin mekanizmalar içerisinde sorgulama sürecine girmediklerini sorar ve buna zorlayarak gerçeği düşündürmeye çaba harcar. Bilimsel sosyalist teoriyi özümseme ve bir eylem kılavuzu olarak kullanma sürecindeki devrimcileri, bu yoldan hiçbir gücün döndüreyeceğine inançlı kadrolar, Mao'yu, Maocu üç dünya teorisini ve revizyonist tırmanan faşizm teori ve tezlerinin politik ve örgütsel sonuçlarını reddederler.

Bu sürecin önemli aktörlerinden biri Yusuf olur. Proleter devrimci hareketin üç dünya revizyonizmini açığa çıkarma ve aydınlatma faaliyetinin bir parçası olarak, Modern Revizyonizm ve Üç Dünya Teorisi başlıklı konferansı örgütleme sürecinde, konuşmacı olmak ister. İzmir-Eşrefpaşa'da Nikah Salonunda yapılan konferansta anlatıcı olarak çok başarılıdır.

İşçi sınıfı ve emekçiler içerisinde çalışır. İzmirin önemli fabrika ve işletmelerinde emekçi semtlerinde yeni ilişkiler kurmaya ve emekçileri örgütlemeye; fabrikaları ve işletmeleri proleterya hareketinin kaleleri haline getirmeye çalışır, kendini işçi ve emekçilerin örgütlenme, mücadele ve kurtuluşuna adar.

Faşizme ve modern revizyonizme karşı mücadelesi ve 1978 1 Mayıs çalışmalarında ve mitingdeki prolerya devrimcileri adına konuşmasından sonra dikkatleri üstüne çeken Yusuf Metin faşizmin, modern revizyonizmin boy hedefi haline gelir.

Karşıyaka-Çiğli bölgesindeki işçi ve emekçiler içerisinde proleter devrimci hareketi örgütlemeye çalışırken fabrikaların işletmelerin, işçilerinin ve semtlerde oturan emekçilerin can yoldaşı; Çiğli?de bir gece toplantıdan dönüşte belediye otobüsünde arkadaşlarından ayrılarak, Gümüşpala kavşağında iner. Aradan geçen bir, birbuçuk saat sonra Karşıyaka eski mezarlık yakınında 6 kurşunla katledilir, katilleri bulunamaz. E.Ü. Tıp Fakültesi morguna getirilen cenazesi Fen Fakültesinde yapılan törenle kaldırılır. Binlerce işçi, emekçi ve öğrenci faşizmi lanetleyerek, katillerin bulunmasını isteyerek O'nu Erzincan'ın Yalınca köyü mezarlığına ugurlar.. Yoldaşları onu Yalınca'ya götürürler. O çok sevdiği halkın bir köy mezarlığının toprağındadır.

Sosyalizm mücadelesinin içten, samimi,hesapsız, pırıl pırıl güleç yüzlü komünisti yüreklerimizde ve sonsuzlukta ölümsüzleşti.