Skip to content

Get the Flash Player to see this player.
Flash Image Rotator Module by Joomlashack.
The Flash Image Rotator module is now 1.5 Ready!
Your CMS just got even better! Upload your images and GO!
NEW transitions and stunning Ken Burns effects for your photos!
This is a FREE module only from Joomlashack!
Image 5 Title

 

 

 

Bu sürecin genç belleklerde de yer bulması açısından sosyo-politik durumu özetlemek gerekirse: Yıl 1979. Ara seçimler sonucu CHP hükümeti iktidarı yitirmişti. MSP ve MHP destekli MC hükümeti olarak da bilinen Adalet Partisi (AP) azınlık hükümeti, Tarişi ?terör yuvası? olarak tespit etti. Demirel?e göre ?Tariş Ecevit Hükümeti döneminde komünist militanların üssü durumuna getirilmişti ve orada komünistlerin kökünün kazınması gerekiyordu. Öncelikle idari kadrolar değiştirildi, Hükümetin İzmir Valiliğine gönderdiği 14 Ocak 1980 tarihli emir suç odaklarının ortaya çıkarılmasını ve gizliliğe riayet edilerek 22 Ocak 1980 günü suçluların yakalanmasını sağlayacak bir planın yapılmasını istiyordu. Ocak 1980 tarihinde işbirlikçi tekelci burjuvazinin ekonomik, siyasi, toplumsal krizi yoğunlaşmış, diktatörlüğün faşist provokasyon ve katliamları artmıştı. İMF ve Dünya Bankası tarafından yeniden yapılanma ve yeni emperyalist iş bölümü programı (24 Ocak kararları) ortaya konmuş ve yükselen emekçi halk hareketini bastırmak üzere sıkıyönetim ilan edilmişti ve 12 Eylül faşist askeri darbesine gidiliyordu. 24 Ocak kararları ile 12 Eylül faşist darbesi arasında doğrudan bir bağ vardır. Ülke genelinde yükselen devrimci dalga halk kitleleriyle giderek kucaklaşmakta, faşizme karşıdireniş yükselmekteydi. İzmir?de de Tariş işçilerinin direnişi ve diğer fabrika ve semtlerdeki destek direnişleri sınıf mücadelesinin gelişim düzeyini göstermekteydi. Direnişin yaygınlaşması ve siyasal karakteri sermayeye ve faşizme karşı direnişte siyasal bilinç, politik ve ideolojik duruşu, örgütlülük ve eylem düzeyini yansıtmaktaydı. Dolayısıyla egemen sınıflarca mutlaka bastırılmalıydı. Bu mücadeleler üzerinden elde edilen deneyimlerle, yaklaşan faşist zora ve darbeye karşı işçi sınıfının fabrikalarda ve işyerlerinde, emekçi semtlerinde, kırsal alanda direniş hattını örme perspektifi yaşama geçirilemedi. Bu nedenle de 12 Eylül askeri darbesi başarılı oldu. İşçi sınıfı ve emekçilerin tüm kazanılmış ekonomik, siyasi, demokratik hakları gaspedildi.

 

22 Ocak 1980 sabahı Tariş'te henüz işbaşı yapılmamıştır. Yüzlerce polis ve jandarma tüm işletmelere operasyon düzenler. Panzerlerle kapılar kırılır, duvarlar yıkılır, kurşunlar sıkılır. Kolluk güçleri, polis ve jandarma öncelikle Üzüm İşletmeleri ve Yağ Kombinalarına girerek yüzlerce işçiyi gözaltına alır. İplik fabrikasında başta kadın işçiler polisi fabrikaya sokmamak için dişe diş mücadele eder. İşçiler faşist kadrolaşma ve işsiz bırakılma ile karşı karşıya olduklarını tespit ederek, hukuksuzluğa ve zor yöntemlerine karşı direnme kararı alır. Başlıca talepleri ise; gözaltına alınan yüzlerce işçinin serbest bırakılması, olaylardan polisin sorumlu tutulması, iş ve can güvenliğinin sağlanmasıdır. İstekler yerine getirilinceye kadar direniş devam edeceklerini açıklarlar. İşçiler ve devrimci çevreler birlik sağlarlar. İşçilerin faşizme ve sermayeye karşı mücadelesine Ege Üniversitesi öğrencileri de üniversiteyi işgal ederek destek verir. Öğrencilerle polis arasında çıkan çatışmalarda onlarca öğrenci yaralanır. İzmir, Gültepe, Balçova Belediyesi işçileri, Sümerbank fabrikası işçileri dayanışma eylemleri yaparlar. Çamdibi, Yeşilyurt, Buca, Gültepe, Bornova, Narlıdere, Bayraklı, Yeşildere esnafı devrimci komünistlerin çağrısına uyarak kepenk kapatırlar. Proleter devrimciler Çamlık, Yeşildere, Balçova, Üçkuyular, Bahçelievler, Yeşilyurt, Bornova, Çamdibi Bayraklı ve Gümüşpala?da gösteri yürüyüşleri düzenler. Özellikle de Çimentepe, Gültepe gibi gecekondu semtlerinde emekçiler sokağa çıkarak Tariş işçilerine saldırıları protesto edip, dayanışma eylemleri düzenler. Diğer fabrikalarda işçiler pasif direnişler gerçekleştirir.

 

Disk yönetimi, Tekstil Sendikası Genel Başkanı, Gıda İş Sendikası Genel Başkanı işçilerin direnişine karşı çıkarlar ve eylemliliklerin son bulmasını ve yeni bir sürecin başlamasını savunurlar. Tekstil Sendikası Genel Başkanı direnişin bittiğini açıklar. Revizyonist ve reformist sendika yöneticileri, direnişin kalkması gerektiğini zaten Disk'in genel greve gideceğini ve direnişin yasal olmadığını belirtirler. Sendika başkanları ve yöneticileri genel grev ve direniş komitelerini işlevsizleştirirler. Direnişleri kendi çizgilerinde yönetme çabası ve iradesi etkin olur. İşçilerin birliğini parçalamaya ve mücadeleyi kırmaya çalışırlar. Tekstil Sendikası Genel Başkanı Rıdvan Budak 4 Aralık 1982 tarihli Cumhuriyet gazetesine verdiği demeçte,''Tariş direnişini başlatan değil bitiren kurum olmuşuzdur..'' demektedir. 24 Ocakta Disk, dayanışma amacıyla İzmir çapında tüm işyerlerindeki işçilerin katıldığı 2 saatlik iş bırakma eylemi yapar; 25 ocakta İzmir'de miting düzenler. Direnişe karşı çıkan sendikacıların etkisiyle işçilerin birliği parçalanır, bu dayanışma eylemlerinin ardından direnişçi işçiler direnişe güç toplamak ve birliği sağlamak için kendiliğinden son verirler. 22 Ocakta başlayan direniş 31 Ocakta yeniden başlamak üzere biter. Tariş Genel Müdürlüğü fabrikaların bir hafta süreyle kapatıldığını açıklar ve bu açıklamayı işçiler kendilerinin sokağa atılacakları biçiminde yorumlarlar. Genel Müdürlüğün açıklamasına karşın işçiler üretimin devam edebileceğini hasar tespiti için işletmelerin kapatılmasının gerekmediğini öne sürerler; fabrikaları boşaltmadan üretime devam etmek isteyen işçiler tekrar direnişe geçerler. Tarih 7 Şubat, polis operasyonu başlar. İplik fabrikası dışında tüm üniteler boşaltlır. I Nolu Üzüm İşletmesinde işçiler direnmeye kararlıdır. Polis panzerlerle işletmeyi kuşatır. ''Teslim olun etrafınız sarıldı'', ''Teslim olmayacağız'', '' Faşizme karşı omuz omuza'' sloganları atılır. Çatışma yaklaşık üç saat sürer. Birçok işçi yaralanır. Direniş şiddetle kırılır, fabrika boşaltılır, yüzlerce işçi gözaltına alınarak Alsancak Stadyumuna götürülür. Proleter devrimciler bütün fabrika ve işletmelerde Tariş işçilerinin mücadelesiyle bağlaşıklık kurmaya ve direnişi yükseltmeye çalışır. Binlerce bildiri dağıtılır, birçok fabrika işyeri ve atölyede, işçi semtlerinde, emekçiler destek eylemleri yapar, öğrenciler okullarda boykotlar yapar, yürüyüşler düzenler. Üniversitede öğrenciler boykot yapar fakülteler işgal edilir, Ankara yolu trafiğe kapatılır. Emekçilerin dayanışma eylemlerini kırmak için Çiğli, Çimentepe (bugünkü Güzeltepe) Maraş mahallerinde (bugünkü Yamanlar) devlet güçleri ile çatışmalar çıkar. Polisle halk arasında çıkan çatışmalarda, yurtsever devrimci öğrenci Cemil Oral polis panzerinden atılan kurşunla ölür, birçok insan yaralanır, yüzlerce emekçi gözaltına alınır.

Cemil Oral?ın ölümü Çiğli?nin emekçilerini ayağa kaldırır. 5000 emekçi iki gün gösteri ve protesto yürüyüşleriyapar. Devletin militarize güçleri yoğun kitlesel gösterileri ve yürüyüşleri izlemekle yetinir.

 

Gültepe?de Belediye Başkanı Aydın Erten halkı tahrik ettiği gerekçesiyle 8 şubatta gözaltına alınır, gözaltında işkence gören Aydın Erten Devlet Hastanesi'ne kaldırılır. Diktatörlüğün zor politikaları, tüm dayanışmacı düşünce ve eylemlere yönelir.10 Şubatta Yağ Kombinası işçileri işletmeye girmeyi başarırlar ve direnişe başlarlar. Kombinaya panzerle giren polisle işçiler arasında çıkan çatışmada üç işçi polisin açtığı ateş sonucu yaralanır işçiler fabrikayı tekrar boşaltır. 14 Şubatta İplik fabrikası militarist güçler tarafından tankıyla, panzeriyle, sarılır. Barikatlarda işçiler meşru direnme haklarını kullanır, bir yandan da birliği oluşturan güçler ne yapmaları gerektiğini tartışırlar, ''Birlik Dayanışmacı'' taraftarı işçiler tartışma ve karar alma sürecini beklemeden fabrikadan dışarı çıkar ve teslim olurlar. Direnişin kırılma süreci başlar, işçilerin elleri başlarının üzerinde teslim olur. 270 İşçi Emniyette ve Karşıyaka Stadyumunda altı gün gözaltında tutulur, yedi işçi tutuklanır üç işçi hakkında da gıyabi tutuklama kararı verilir. 187 kişi ilk etapta sanık sandalyesine oturtulur ve yargılanır. Önce Çimentepe Mahallesi ardından da Çiğli İplik Fabrikası'ndaki direnişleri kıran güvelik güçlerinin son hedefi bir haftadır giremedikleri Gültepe'dir. 14 Şubat günü saat 20.30 da yursever devrimci genç öğretmen İskender Gül yaşamını yitirir. Cenazesi Kıbrıs Şehitleri İlkokuluna götürülür. Devrimciler okulun bahçesinde toplanır, saygı duruşu ve konuşmalar yapılır. Cenaze töreni hazırlıklarına başlanır ancak o günün koşulları içerisinde ne cenaze töreni yapılabilir ne de İskender'in yaşamına son veren kurşunun faili bulunabilir. Bu süreçte 16 Şubat Cumartesi günü sabah saat 6.00 da binlerce asker ve polis Gültepe'yi kuşatır. Cenaze törenine hazırlanan devrimciler İskender Gül'ün cenazesini Gültepe semti dışına çıkarmak zorunda kalırlar. Çıkan çatışmalarda 100 emekçi yaralanır. Cenazeye katılmak ve dayanışmak amacıyla semte gidenler de dahil olmak üzere 1500'e yakın insan gözaltına alınır. Tüm karakollar, stadyumlar gözaltı merkezidir artık! Karakollarda ve stadyumlarda emekçilere yoğun şiddet uygulanır. Gün boyu süren operasyon sırasında çıkan çatışmalarda üç polis yaşamını yitirir. Bir ay süren Tariş direnişi süreci biter. 20 Şubat'ta da İzmir'de sıkıyönetim ilan edilir. Direnişe katılan 187 işçiden 135 işçiye önce 25'er ay ceza verilir. Daha sonra yeniden görülen dava sonucunda dört işçi hakkında verilen idam cezası ömür boyu hapse çevrilir. 19 işçiye 12 yıl ile 18 ay arasında değişen hapis cezaları verilir. Diğerleri ise beraat eder.

 

Gültepe direnişine katıldığı gerekçesi ile 95 kişi hakkında dava açılır. Yargılamalar sonucunda üç kişiye idam, altı kişiye ömür boyu hapis, 49 kişiye de 20 ile bir yıl arasında değişen hapis cezaları verilir. İdam cezası verilenlerden Hıdır Aslan 1984'de Burdur Cezaevi'nde infaz edilir.

Tariş işçilerinin direniş sürecinde, Yeniasır, Günaydın, Hürriyet gazeteleri başta olmak üzere sermaye ve faşizm yanlısı medya organları iğrenç, yalan haberler üreterek devrimcilere komünistlere saldırırlar. Bu gazeteler, İskender Gül'ün halk mahkemesinde yargılanarak asıldığını, komünist olmadığını hafız olduğunu ; halk mahkemesinde yargılanan kişiler için yağlı ip,boğma zinciri, ölüm listeleri, tabutlar bulunduğunu yazarlar. Gazetecilik etiği ve haber ilkeleri sermayenin ve faşizmin çıkarları için bilinçli olarak unutulur 12 Eylül sürecine giden yolda basın yalan haber üreterek, devrimcilere güveni sarsmaya çalışarak Cuntanın yol taşlarını döşemesinde çok etkili olur. Dönemin TKP yandaşı Politika gazetesi de benzeri söylemlerleemekçilerin haklı ve meşru direnişini ''Maocu terörist grupların işi'' olarak yorumlar.

 

Tariş işçilerinin mücadelesi, her şart altında emekçilerin talepleri temelinde örgütlenerek sermayeye ve faşizme karşı mücadeleyi mevcut olanakları kullanarak ve bununla sınırlamayıp mücadelenin ihtiyaçlarına uygun örgütlenme biçimlerini de yaratarak haklı ve meşru talepleri zemininde yürütebileceğini ve kazanımlar sağlayabileceğini göstermiştir. Aynı zamanda Tariş direnişi, sınıf sendikasından yoksun olmanın kazanımların korunamamasında ve ileriye taşınamamasında ne denli önemli olduğunun da bir örneği olmuştur. Tariş işçilerinin mücadelesi; işçilerin ve emekçilerin sermayeye ve faşizme karşı fabrikalarda, işyerlerinde ve yaşam alanlarında, Çimentepe, Maraş Mahallesi, Gültepe ve emekçi semtlerinde, fakültelerde, okullarda  dayanışmanın ve birleşik mücadeleyi örme kararlığının ve meşru direnişinin örnekleri arasında yerini almıştır.

 

İşçilerin ve emekçilerin bu haklı ve meşru mücadelesini ve yitirdiklerimizi saygıyla anıyoruz.

 

Yaşasın Devrim ve Sosyalizm Mücadelesi.