Skip to content

NÜFUS HİZMETLERİ KANUNUNDAKİ DEĞİŞİKLİK TASLAĞINI GERİ ÇEKİN!

25 Temmuz 2017’de Nüfus Hizmetleri Kanununda değişiklik tasarısı Meclise sunuldu ve medyada olduğu kadar kadın örgütlerinde, meslek odalarında ve yaşam alanlarında tartışma yarattı.

Daha öncesinde, 2015 Mayıs’ında Anayasa Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu’nun “Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören” başlıklı maddesi 230/5 ve 6. fıkralarını iptal ederek, imam nikâhı kıymak için önce resmi nikâh kıyma şartını kaldırmış ve tartıştığımız yasadaki değişiklik önerilerinin de yolunu açmıştı.

Biz kadınlar şu an içinde bulunduğumuz günlerin ayak seslerini ta o zamanlardan duyar olduğumuzu sokak eylemliliklerimizle ifade etmiştik. Resmi nikâh önceliğinin kalkacağını, dini nikâhın resmi nikâhın alternatifi olacağını, kadınlar açısından hukuki ve ekonomik sorunlar hatta kayıplar yaratacağını, kararın laiklik ilkesine ve kazanılmış haklarımıza aykırı olacağını dile getirmiştik.

27.07.2017 günü Nüfus Kanununda yapılması düşünülen taslak ile “müftülere nikah kıyma yetkisi” tanınacağı haberi artık gündemimize oturdu. Nüfus Kanunu’nda öngören değişiklik taslağını incelendiğimizde tasarının İslam Hukuku’nun evliliğe bakışını içerdiğini görmemek mümkün değildir.

İslam Hukuku açısından kadın-erkek eşitliğinin objektif bir ilke olarak kabul edilmediği bilinmektedir. Medeni Kanun kabul edildiğinden bu yana İslam hukukunu savunanlarca en çok eleştirilen yanlardan biri evlilik hukuku ve özellikle boşanmaya dair eşitlikçi kurallar olmuştur. Çünkü bu yetki, kanunda yazılı sebeplerin varlığı halinde, ulemaya, din adamlarına değil mahkemelere verilmiştir.

Tasarıda 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 15. maddesinde yapılması düşünülen değişikliğe dikkat çekmek isteriz.  “Bu değişiklikle Sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildirimi nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılır.” düzenlemesi yeterli görülmektedir. Özellikle son on yılda adli mercilere “ulaşabilen” cinsel şiddet vakaları, çocuk istismarı olguları gün yüzüne çıkmış ve artmış iken bu düzenleme ile çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarının artacağı, çocuk evliliklerinden doğmuş bebeklerin doğum tarihlerinin gerçekten uzak olması olasılığı; anne ve bebeklerin sağlık izlemlerinin yapılamayacağı gerçekliği; “reşit” olmamış ergenlik çağındaki kız çocuklarına yönelik tecavüzlerin örtbas edileceği, cezasız kalacağı açık ve ne yazık ki kaçınılmaz olacaktır.

Bu tasarıdaki 6. madde ile “İl ve İlçe müftülüklerine de evlendirme memurluğu” yetkisi verilmektedir.

Türk Medeni  Kanunu 17.02.1926’da kabul edilmiştir ve bu kanun ile izleyen yıllarda örgütlü kadın mücadeleleri sonucundaki kazanımlar sonucu yapılan değişikliklerle:

-Ailede kadın-erkek eşitliği sağlandı; aile reisliğinin erkek olduğu ifadesi değiştirildi.

-Evlilikte resmi nikâh zorunluluğu getirildi.

-Erkekler için tek eşle evlilik esası getirildi.

-Kadınlara, istedikleri mesleğe girebilme ve çalışma hakkı tanındı.

-Mahkemelerde tanıklık yapma, miras ve boşanma konularında kadın-erkek eşit hale getirildi.

Kazanımlarımızdan vaz geçmeyeceğiz; var olanlarla da yetinmeyeceğiz. Eşitlik ve özgürlük mücadelemizi her alanda sürdürmeye kararlıyız.

Tasarınızı geri çekin!  Kadınların birleşik ortak mücadelesi bu tasarıyı da geçersiz kılacaktır.

 

 

Eposta Listesi

Güncel etkinlikler epostanızda...

Kimler Sitede

Şu anda 24 konuk çevrimiçi