Çocuklarımızın geleceğine sahip çıkalım Skip to content

ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKALIM,  HAKLARINI GÜVENCE ALTINA ALALIM.

AKP 15 yıllık siyasi iktidarı döneminde hayatı ve gündelik yaşamı yeniden biçimlendirmeye çalıştı.  Bu süreçte hayatı değiştirmenin, islami esaslara uyumlu duruma getirmenin alanlarından birisi çocuklar ve kadınlar oldu. Kadın cinayetlerindeki duyarsızlığın yanı sıra cezasızlık, ceza indirimi, karakol aşamasında erkeği kollama-şiddeti olağanlaştırma-barıştırma uygulamalarına sıklıkla tanık olduk.

Çocuk yaşlarda evlenmeyi meşrulaştırma ve teşvik politikaları; ana okulları, kreşlerde ve kamu okullarında uygulanan din bilgisi müfredatlarına yansıdı. Toplumsal ve aile yaşamında en büyük zararı kadınlar ve çocuklar gördü. Toplumun geleceği çocuklarımız ve onları doğuran annelerimiz  gündelik yaşamda,  işte, evde, eğitimde, yurtlarda,  gerici, yıkıcı, şiddet politikalarıyla fiziksel ve ruhsal olarak örselendi. Aile içi şiddetten en çok ta çocuklar etkilendiler, paylarına düşeni yaşadılar. Aile içinde, tarikat yurtlarında sıbyan mekteplerinde bedenleri kötüye kullanıldı, çocuklukları- düşleri-masumiyetleri hoyratça kırıldı..

İktidar destekli vakıflar, tarikatlar, cemaatlerle ilişkili yoksul aile çocuklarının; yaşam alanı yurtlarda, sıbyan mekteplerinde çocuklara şiddet ve  istismar artarken;   “babanın kızına şehvet duyması haram değil” fetvasıyla ensesti, “küçüğün rızası” ve ‘’bademleme’’  söylemiyle  tacizi- tecavüzü aklayan açıklamalar, yazılı ve görsel yayınlar yapıldı. Kadına yönelik şiddet   ‘’erkek kadınını dövebilir’’ açıklamaları ile zihinler çarpıtılıyor, çarpık zihniyetli erkekler cesaretlendiriliyor; şiddet erkek şiddeti cezasız bırakılarak, cezai indirimlerle ya da ceza ertelemeleriyle  toplumun günlük yaşamı İslami referanslara uygun hale getiriliyor. Diyanet İşleri Başkanlığı web sitesindeki sözlüğü, yayınları, verdiği fetvalarla toplumu gericileştiriyor, kadını toplumsal yaşama katılamaz hale getirmeyi kolaylaştırıyor. Cumhuriyetle kazanılmış kadın ve çocuk hakları, 1948 Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi ve 20 Kasım 1989 tarihinde BM tarafından benimsenen, 2 Eylül 1990 tarihinde de bizde yürürlüğe giren Çocuk Hakları Bildirgesi kazanımları fiilen rafa kaldırılmış, tasfiye edilmiş oluyor.

Diyanet İşleri Başkanlığının resmi internet sitesinde, Dini Kavramlar Sözlüğü bölümünde: “ buluğ "çağına ulaşmak, yetişmek, iş gayesine varmak gibi" anlamlara gelen bulûğ, fıkıh terimi olarak, bir kimsenin çocukluk dönemini bitirip, ergenlik çağına ulaşması demektir. Bulûğ çağına ulaşan kimseye bâliğ denir. Ergenlik yaşı çocuğun vücut yapısına ve iklim şartlarına göre değişebilir. İslâm hukukçularınca bulûğ çağının alt sınırı, erkekler için 12, kızlar için 9 yaş olarak belirlenmiştir. Bu yaşa ulaştıktan sonra erkeğin ihtilam olması, baba olabilme devresine girmesi; kızın da adet görmesi, gebe kalabilme çağına ulaşması fiilî olarak bâliğ olmalarıdır. Ancak erkek ve kızlar 15 yaşlarına ulaştıklarında, kendilerinde bu erginlik alametleri görülmese de bâliğ olduklarına hükmedilir. Buluğ, kişinin dinen mükellef sayılıp, yetişkin insan statüsünü kazandığı dönemdir. Bu çağa ulaşan ve akıllı olan kimse artık tam edâ ehliyeti kazanır. Böylece, ibâdet, helal ve haram gibi dinî hükümlere muhatap; cezâî, malî ve hukukî yükümlülüklere ehil olur’’ yazıyor.

Diyanet İşleri Başkanlığının bu açıklamasına göre; “kızlar 9 yaşında erkekler 12 yaşına ulaştıktan sonra  erkeğin baba, kızın da gebe kalabilmesi ile yetişkin insan statüsü kazanır,  ibadet,helal,haram gibi dini hükümlere muhatap,ve cezai,mali hukuki yükümlülüklere sahip olur” deniyor.

Diyanet İşleri sitesinde nikahı nasıl açıklanıyor, bir de buna bakalım:

‘’Buluğ çağına erişmiş kadının velisi olmaksızın kendisinin nikâhlanabilmesi mümkün olmakla birlikte, velisinin de bulunması menduptur. Nikâhın sahih olması için, evlenecek kişilerin evlilik engelleri bulunmamalıdır. Şartlarına uygun olarak gerçekleşen evlilik; dinin izin verdiği ölçüler içinde eşleri birbirine helâl kılmakta, hısım akrabalığı, nesep, miras, mehir, nafaka gibi hukukî sonuçlar doğurmaktadır. Hukuken tanınmayan evlilikte, bu sonuçlar güvence altına alınamadığından, resmen tescil ettirilmeyen evlilik kanunen suç olduğu gibi, dinen de doğru değildir.’’

“9 yaşında buluğ çağına ermiş kız çocuğu yetişkin statüsü kazandığı için nikahlanması mümkündür” diyor. Ayrıca velisi olmadan da nikahlanabilmesi mümkün görülüyor. 9 Yaşındaki kız çocuğunun evlenebileceğini, cezai ehliyete sahip olduğunu söylemek insani değerler açısından de evrensel hukuk açısından da suçtur.

Siyasi iktidarın eğitim sisteminde 11 Nisan 2012'de ''İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'' adıyla Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe koyduğu değişiklikle kız çocuklarını 4+4+4 eğitim sistemi ile erken okuldan ayrılmasıyla kırsal alanlar  başta olmak üzere çocuk yaşta evliliklerin yolu da açılmıştı.

2 Aralık 2017 de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren yönetmelikle İçişleri Bakanlığı, il ve ilçe müftülüklerine de evlendirme memurluğu görev ve yetkisi veriyor, yetkiyi kullanacaklar da Bakanlıkça belirlenecek.. Yakın zamanda her düzeyde din görevlisinin nikah kıyma yetkisi alabileceği düşünülürse kız çocuklarının erken evlendirilmesi, rıza dışı evliliklerin de yaygınlaşacağını söylemek zor olmasa gerektir.

Toplumsal yaşamda laisizmi savunmadan ve gerçekleştirilmesi için mücadele etmeden çocuklarımızı, yani geleceğinizi  koruyamayacağımız açıktır. Kadınları ve çocukların haklarının güvenceye alınmasının yolu laisizmin gerçekleşmesidir. Din, devlet işlerinden gerçek anlamda ayrılmalıdır. Devletin dinsel kurumlara, vakıflara, derneklere parasal desteği kesilmelidir.

Kamu kaynakları “yeni paralel” cemaatlere, vakıflara, siyasi iktidara yandaş derneklere (Ensar Vakfı, TÜRGEV, TÜGVA, Anadolu Gençlik Derneği..vb) açılmamalı, bu vakıflarla sosyal, kültürel, sportif, mesleki ve teknik kurslar açılması kapsamında düzenlenen protokoller iptal edilmelidir.

Diyanet İşleri ve siyasi iktidara yandaş vakıf gibi araçlarla eğitimin dinci karakter kazanması girişimlerine son verilmelidir. İnanç ve ibadetin politikanın aracı olarak istismarı önlenmeli ve herkes için din, vicdan ve ibadet özgürlüğü güvence altı­na alınmalıdır.

Bu talepler için mücadele etmeliyiz. Çocuklarımızın din üzerinden istismar edilmelerine, çocuk evliliklerine, kız çocuklarının itaatkar cinsel kölelere dönüştürülmesine izin vermeyeceğiz. Çocuklarımıza sahip çıkmalı gündelik yaşamın gericileştirilmesine, dinselleştirilmesine barikat oluşturmalıyız.

Kadınların, çocuklarımızın geleceğinin karartılmasına izin vermeyelim. Birlikte güçlü mücadele, dayanışma her tür engeli aşacak güçtedir.

 

 

 

Eposta Listesi

Güncel etkinlikler epostanızda...

Kimler Sitede

Şu anda 8 konuk çevrimiçi