Skip to content

Ortadoğu ve Suriye’de savaşa karşı barış

Siyasi iktidarın iç politikası ile dış politikası birbirine bağlıdır. Dış politika iç politikanın aynasıdır. Siyasi iktidar iç politikaları OHAL’e dayanarak oluşturdu, parlamento işlevsiz kılındı, ülke kararnameler ile yönetilir duruma getirildi.

Temel hak ve özgürlükler, kadrolu çalışma, iş güvencesi, bağımsız yargı, yargı güvencesi, ceza evleri, vb. iktidarın her gün güncelleştirme politikalarıyla yeni biçimler almakta. İç politikanın yansıması olarak bölge ülkeleriyle kaos ve savaş politikası izlenmekte.

AKP’nin dış politikaları on beş yıllık süreçte içeride islami politikalarla iç içe uygulandı. Din, devlet politikalarını belirleyici oldu. Toplumsal yaşamın her alanında, devlet örgütlenmesi kurumları ve kadro atamalarıyla birlikte dönüştürülürken, komşu ülkelerle de savaş politikası izlendi.

İktidar, Irakta izlediği yanlış politikaları Suriye’de sürdürdü. Ortadoğu’da ABD emperyalizminin savaş politikaları karşısında bu savaşın parçası olacak politikalar uyguladı; Emperyalistlerin savaş ve yağma politikası zaten Ortadoğu’yu bir savaş cenderesine çevirmiş, kimin eli kimin cebinde belli olmayan kaotik bir savaş ortamı  yaratmıştı. Uyguladıkları politikalarla Türkiye’yi Orta Doğu’daki örtülü savaşın bileşeni durumuna getirdiler. AKP'nin Suriye’ye yönelik örtülü savaş politikaları,beslediği silahlı örgütlerle birlikte savaşı tırmandırdı; kaosun ve savaşın tarafı durumuna geldi.

Siyasi iktidar gerici siyasi partilerle ittifakına yasal düzenleme de getiriyor. Afrin operasyonu ile aslolarak iç siyaseti belirleme ve yükseltilen milliyeçi-şöven iklimde  2019 seçimlerinde isteklerini gerçekleştirmeyi hedefliyor. Afrin operasyonu Türkiye’de halkın yararına değildir; başka bir ülkenin topraklarına izinsiz girmek, gelecekte vahim sonuçlara yol açacaktır.

İç politikaları ve siyaseti düzenleme; seçim yasası, seçim ittifakları, siyasi partiler yasası, iç güvenlik yasaları vb. dizayn etme operasyonu; yanı sıra ÖSO ve İdlib deki cihatçılara fiilen sahip çıkarak güçlendirmek, Ortadoğu coğrafyasında yeni sorunlar da yaratacaktır.

ABD’nin ‘‘Büyük Ortadoğu Projesi’’nin eş başkanı olanlar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika politikalarıyla ABD’nin halklara uyguladığı zulüm ve zalimliğe destek oldular, yeri geldi işgal politikalarına çanak tuttular. Suriye’de tekelci kapitalizmin savaş politikalarının parçası haline geldiler, Esad’ı yıkma adına Suriye’nin iç işlerine karışarak Esad karşıtı muhalif cihatçı silahlı örgütlere destek vererek; parçalanmış ve paylaşılmış bir Suriye yaratma politikasında ABD ile birlikte yürüdüler.

Emperyal güçler Suriye’de yayılmak ve kaynaklarını paylaşmak için kıyasıya çatışmaktadır. Suriye’de Rusya ve ABD arasındaki çatışma ve paylaşım kavgasında bölgede yaşayan kürtlerin ve silahlı örgütlerinin ABD tarafından silahlandırılması üzerinden politika belirlemek, bölgede yaşayan halklara yönelik savaş politikaları ile bataklığa girmek, çıkamamayı da içerir. Dün Suriye halkının ‘özgürlüğü üzerine’ söylev verenler, savaş politikaları ile  bölgemizde halklar arasında kırılma ve güvensizlik yaratmıştır.

Darbe ve OHAL in iki yıla yayılması ve uygulamaları, meclisin askıya alınması, her alandaki iktidar politikaları ülkemizi emperyalizmin operasyon sahası haline getirdi. Doğru politika yakın komşularımızla barış içerisinde bir arada yaşama politikasını savunmak ve komşu ülkelerin ve halkların iç işlerine karışmamaktır. Bunun için Suriye deki cihatçı örgütlerden, örtülü ilişkilerden ve savaş politikalardan uzak durulmalıdır. Sınır güvenliğinin sağlanması adına ya da farklı gerekçelerle cihatcı örgütlerle işbirliği yapılmamalı; taşeron örgüt olarak yararlanılmamalıdır. Suriye topraklarında yaşayan Kürt, Arap, Türkmen halklarıyla barış politikası izlenmeli, savaş politikalarından vazgeçilmeli; halkların kendilerini yönetme ve yazgılarını belirleme hakları tanınmalıdır. Tüm bölge ülkelerinin toprak bütünlüğü, güvenliği tüm yabancı askeri gücün o topraklardan çekilmesi, tehdit olmaktan çıkmasıyla mümkündür.

Tarih uzun süreli, sancılı, acılı da olsa, dünya halklarının ve ezilen ulusların emperyalist sömürgeci ve yeni sömürgeci yabancı boyunduruğundan kurtulmak için verdikler mücadelelerin tanığıdır.

Bölgede yaşayan halklar ABD, Rusya ve diğer emperyalist güçlerin izlediği politikalara karşı çıkmalıdır. Kürt, Arap, Türkmen ve diğer halklar yeni boyunduruklara ve insan ve doğal kaynaklarının, zenginliklerinin, alınterlerinin ve canlarının hiçe sayılmasına, yağmalanmasına izin vermemeli, emperyalizmin sadece kendi çıkarları için taktiksel manevralara girdiğini ve politikalar izlediğini görmelidir. Ortadoğu halkları esas düşmanlarının emperyalizm ve yerli gericilikler olduğunu ve bunlara karşı birleşmeleri, mücadele etmelerinin tek çıkar yol olduğunu anlamalıdır.

 

Suriye halklarının kendi geleceğine hiçbir emperyal güç ve ülke müdahale etmemelidir. Her müdahale yeni sorunlara ve çözümsüz yeni savaşlara halkların zenginliklerinin ve insan gücünün yitimine ve halklar arasında kin ve düşmanlıklara yol açar. Umut halkların eşitliği, özgürlüğü ve barıştır.