Atılan İşçiler Skip to content

 

Sayın basın emekçileri;

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden işten atılan 280’e yakın işçinin içlerinden biri Mahir Kılıç 92 gündür (12.02.2018 tarihi itibariyle)  açlık grevinde. İşten atılan 8-10 işçi arkadaşıyla birlikte Konakta belediyenin önünde direnişlerini sürdürüyorlar. Konuya ilgili düşüncelerimizi ve Mahir Kılıçla yaptığımız röportajı sizlere de haber niteliğinde olduğu için sunuyoruz.

Çalışma hakkı, insanca yaşama hakkının ön koşuludur; çalışmak, sosyal güvence hakkının, sosyal güvence hakkı da sağlık hakkının zemin taşıdır.

İşçi ve emekçilerin çalışma hakkından edilmesi insanca yaşama, sağlık, beslenme,  varsa çocuklarının da sağlık ve eğitim haklarından yoksun bırakılmasıdır, kabul edilemez.

İşçi ve emekçilerin yaşam ve iş güvencesinin,  haklarının korunması, güvenceye alınması örgütlenmeleri, sendikalaşmaları ile mümkündür.

Sendikal örgütlenme ve mücadele tek düze bir hat izlemez. Ülkemizin sendika tarihi açısından bakıldığında şanlı direnişler kadar, uzlaşmalar, işverenlerle anlaşmalar, ihanetleri görmek te mümkündür.

Dolayısıyla iş, ekmek, özgürlük mücadelesi zor ve uzun uğraşlı yol yürünmesini, bedeller ödenmesini de  gerektirir ne yazık ki..

Sorunların çözümü için gerek işverene karşı örgütlenme gerekse de sendikal mücadelede izlenecek  hat, işçilerin, emekçilerin sorun ve talepleri etrafında bir araya gelmelerini, özgür ve demokratik yöntemlerle tartışmalarını; gereğinde eleştiri;  yanlış yaptıklarında samimi biçimde öz eleştiri araçları kullanarak birbirlerine güven ve yol arkadaşlıklarını,  birlikteliklerini güçlendirmelerini  zorunlu kılar. Eleştiri, öz eleştiri sendika içinde yönetimin iktidar olmasını engeller, yönetim-taban ilişkisini güçlendirir; işçinin inisiyatifini geliştirir, ufkunu, sorunlara ve çözümlere bakış açısını zenginleştirir.

Açlık grevleri mücadele aracı olarak tercih edilecek en son yoldur; işçinin iş gücü yaşamın teminatı; sağlığı da işgücünün ana kaynağıdır. Açlık grevleri aynı sorunu yaşamakta olan işçi-emekçiler açısından birleştiren, kitleselleşme yaratan bir mücadele hattı değildir.

Genel olarak fabrikalardan ve işyerlerinden atılan İşçiler ve emekçiler, hep birlikte; çalışan işçi ve emekçilerle birlikte, işyeri birimlerinde direnişleri yayarak işten çıkarmalara ve saldırılara kitlesel etkili bir mücadele örgütlemeyi esas alırlarsa kazanabilirler. Kuşkusuz bu konuda da sendikal örgütlülüğe önemli görevler düşmektedir. Sınıf sendikacılığı; işçilerin işten atılmalarına karşı iş durdurma eylemleri dahil sorunun çözümü için her türlü meşru ve haklı eylem biçimlerine yönelmelerinin dersleriyle doludur.

Ancak bazen çaresizlik, sendikaların ve toplumsal muhalefetin ilgisizliği, örgütsüzlük vb nedenler atılan işçileri emekçileri açlık grevi eylemlerine yönelmelerine yol açmakta ve çıkış yolu aramalarına neden olmaktadır.

Aşağıdaki röportajı, İzmir Büyükşehir Belediyesinden tazminatsız işten çıkarılan bir işçinin, ailesinin, arkadaşlarının çığlığının duyulması; bulunması çok ta zor olmayan bir çözüm yolunu açmakta kolaylaştırıcı olması dilek ve umuduyla sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Günseli Kaya

(İmece-Der Başkanı)

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NDEN ATILAN İŞÇİLERDEN OLAN MAHİR KILIÇ İLE YAPTIĞIMIZ GÖRÜŞME:

AÇLIK GREVİNİN KAÇINCI GÜNÜNDESİNİZ?  AÇLIK GREVİNİ NEDEN YAPIYORSUNUZ?

Bugün 89 yarın tam 3 ay olacak açlık grevindeyim. Yaklaşık 3 aydır İzmir Büyükşehir Belediyesi önününde bank üzerinde işçi arkadaşlarımla birlikte oturuyorum. Açlık grevini devam ettiriyorum. Açlık grevini yapma nedenim İzmir Büyükşehir Belediyesi beni yaklaşık 4 ay önce tazminatsız işten attı. Attığı madde gereğince mahkemem bitmeden iş bulamıyorum. İşsizlik maaşı alamıyorum. Hakkım olan kıdem ve ihbar tazminatımı vermedi. Beni ve ailemi açlığa mahkum etti. Açlık ile beni terbiye etmeye çalışıyorlar. Bende aç kalacaksam açlık grevi yapar işimi ve emeğimin karşılığını isterim diyerek açlık grevi yapma karan aldım. Çünkü bir ailem var. Eşim hamile,9 yaşında bir kızım var. Evim kira ve hiçbir gelirim yok. Açlık tan öleceksem hakkımı arayarak ölmeyi tercih ederim. Onurum ve ekmeğim için açlık grevi yapıyorum.

KENDİNİZi TANITIRMISINIZ?

İsmim Mahir KILIÇ İzmir doğumluyum. Aslen Dersim’liyim, lise mezunuyum. 9 yıldır da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çöp biriminde çalışmaktaydım. Katı atık tesisinde. Dediğim gibi evliyim bir kızım var 9 yaşında, eşim hamile kızım yaren e bir erkek kardeş geliyor. İsmini yoldaş koyduk şimdiden. Eşim çalışmıyor ev hanımı. Evimiz yok. Kira da oturuyoruz. Çalıştığım süre de evin bütün ihtiyaçlarım ben karşılıyordum. Kızım ilkokula gidiyor. Onun ihtiyaçlarını karşılayabiliyordum. Ancak tazminatsız atıldığım için, işsizlik maaşı alamıyorum. Şu an tüm ihtiyaçlarımı dostlarım ve birlikte işten atılan direnişte olduğum işçi arkadaşlarımın desteği ile karşılamaya çalışıyorum. Sonuçta onlar da işsizlik maaşı alıyorlar ve yetire bildiğimiz kadar dayanışma ile ve paylaşarak ihtiyaçlarımızı karşılamaya çalışıyoruz.

BELEDİYE DE NE İŞ YAPIYORDUNUZ?

Ben katı atık biriminde yani çöp biriminde çalışıyordum. İlk başta fen işleri birimin de boyacı olarak çalışıyordum. Ancak sonra kendi isteğim ile bu katı atık birimine gittim.

NEDEN İŞTEN ÇIKARILDINIZ KAÇ İŞÇİ ÇIKARILDI ?

İşten çıkartmalar CHP’nin ADELET yürüyüşünü başlattığı haziran ayın da başladı. Bu işten atılan işçiler daha önceki yıllarda kadro ve alacak davası açmışlardı. Bu davalar işçiler lehine sonuçlanmaya başlayınca belediye guruplar halinde işten çıkarmalara başladı. Bugüne kadar bildiğim 258 işçi çıkarıldı bunların yaklaşık 240 tanesi bu davaları açan işçilerdi. Haziran ayı boyunca 20, 30, 10, 2, 1, 3. guruplar halinde işten çıkarmalar oldu. Ben o zamanlar dava açmamıştım. Ben en son dava açan işçilerdenim. İşçiler işten atıldı ben onların basın açıklamalarına katılıp destek verdim. Ve bu süreçte dava açma kararı aldım. Benimle ilgili işten çıkarma süreci de tam bundan sonra başladı. Önce senelik izin de olduğum bir dönemde birimimi değiştirip beni sebze haline sürdüler. Orda işe başlarken oraya bakan Daire başkanı beni arayıp bak işten atılacaksın davanı geri çek dedi. Ben de yasal hakkım olduğunu, çekmeyeceğimi söyledim. Sonrasında arka arkaya 5 tutanak tutup disipline sevk ettiler ve beni tazminatsız işten altılar. İşten çıkarmak için kılıf yaratmak istediler.  Örnekleyeyim. Motorlu süpürge aracı var onu sürmek için eğitim, ehliyet ve vasıf gereklidir. Amir bana bunun ile temizlik yapmamı söyledi. Bende süremeyeceğimi, yetkim ve vasfım olmadığını söyledim. Verilen işi yapmıyor diye tutanak tuttular. Sonra izinsiz iki gün işe gelmediğim için tutanak tutuldu ve çıkışıma gerekçe gösterilen bir madde de budur. 2017 yılının eylül ayının 12, 13 diye hatırlıyorum. Duyarlı bir işçi olarak Nuriye ve Semih in ANKARA’ da mahkemesi vardır. Tarihlere bakarsanız o gün olduğunu görürsünüz. İzin istedim mahkemeye gideceğimi söyledim. Bana yazılı vermeye gerek yok git gel, geldiğini bildir yeter dedi oradaki amir. Gittim döndüm çalışmaya başladım. Bundan 19 gün soma bana tutanak tutuldu izinsiz işe gelmedi diye. Oysa buna şahit işçiler ve kamera var. Tüm bu diyalog kamera önünde yaşandı. Çalışma alanını terk etmekten tutanak tutuldu. Sebze hali büyük duvarlar ile çevrili bir yerdir. Her yanı kameralar ile 24 saat izlenir. Benim görev alanım tüm bu alan içinde temizlik yapmaktır. Bu alanın dışına çıkmadım ancak alan büyük başka bir tarafta temizlik yapıyordum. Görev yerini terk etmekten tutanak tuttular. Sonra saat 17.00 de mesaimiz bitiyor. Mesaim bitti elbisemi değiştim çıktım servisi beklemeye. Servis 17.30 da geleli geç kaldı. Geldiğinde içinde koliler, kasalar vardı. İzmir bunu boşalt dedi. Bende mesaim bitti, elbisemi değiştim, görevim de değil dedim. İzmir bana ismim ile hitap edemezsin dedi ben de, mesaim bitti sana başka bir şey demek zorunda da değilim dedim. Bunun için de verilen görevi yapmama, amire hakaret, üzerine yürüme gibi uydurmalar ile tutanak tutup disipline gönderdiler ve çıkışıma zemin yarattılar. Yani ben ne yapsaydım o tutunaklar tutulacak ve disiplin yoluyla işten atılacaktım. Çünkü disiplin yolunu izlemeden attıkları işçiler mahkemelerde de belediyeyi zor durumda bırakıyordu. En son atılan benim ve buna böyle bir kılıf uydurdular. İddiam budur. O alan da 24 saat kayıt yapan kameralar var. Bu iddialarını ispatlasınlar. Noter yolu ile tüm haklarımı mahkemeler dahil istemeyeceğim. Benimle birlikte  bulunan arkadaşlarım da aynısını yapacak. Tüm haklarımızdan vazgeçeceğiz. İspatlayamazlar çünkü bunların hepsi uydurma birer kılıf yaratmaktan başka bir şey değildi. Bize desteğe gelen çok işçi arkadaşımız vardı ancak çalışanları işveren tehdit etti ve arkadaşlar bunu bize ifade ettiler. Bu nedenler ile çok gelemiyorlar yanımıza. Ancak biliyoruz ki gönülleri bizimle beraber. İşten atılan insanlar ise birçok kez gelip gittiler yanımıza ama geçim dertleri, borçları gibi nedenler ile sürekli alan da olamıyorlar. Bedel ödemeyi göze almış içiler olarak 8-1O işçi bu direnişi sürdürüyoruz.

İŞ YERİNİZDE HANGİ SENDİKA ÖRGÜTLÜ VE SENDİKAL BİR GÖREVİNİZ OLDU MU?

Ben katı atık birimin de yaklaşık 4 yıl iş yeri baş temsilciliği yaptım. DİSK Genel- İş 2 No’lu Şube üyesiyim ve şubede temsilcilik yaptım. Temsilcilik yaptığım yıllar boyunca işçi haklan ve sorunları için işveren vekilleri ile çok sık karşı karşıya geldim. Çok tartışmalarım oldu. Ve bu nedenle tutanaklar disipline göndermeler oldu. Örnek vereyim. Çöpte çalışan 7 işçiye 3 günlük sakal için tutanak tutuldu. İçlerinde ben de varım. Ama bu nedenle disipline gönderilip 3 yevmiye cezası sadece bana verildi. Oysa sendika ve belediye arasındaki sözleşmede ceza cetvelin de sakal için kimseye 3 yevmiye cezası verilir diye bir karar yok. Çöp taşıyan büyük tırlar vardır. Onların kasası yırtılmış yollara çöp dökülüyor. Vekaleten bakan amir var. Sorumluluk almıyor. Biz işçiler de bunu birçok kez bildirdik. Trafik te zarara yol açar diye. Yapılmayınca daire başkanına resimleyip gönderdim. Teşekkür etti ve ilgileneceğini söyledi. Bu kez oradaki müdür beni nasıl asarsın deyip disipline gönderdi ve 3 yevmiye ceza aldım. Ha bu arada bu disiplin kuruluna giren birde sendikadan görevli var. Bu cezaları alırken onlar da bu kurulda idi.

Müdür ve şef bir kadının üzerine yürüdüler ve dövmek istediler. Ben insan olarak buna müsaade edemezdim. Onları bulundukları odaya gitmelerini sağladım ve hadi beni dövün dedim. Meydan okuduğum doğrudur. Adam olmadıklarını söylediğim doğrudur. Bunun için beni disipline gönderdiler yine ceza aldım.  Ama o kadın bugün belediyede çalışıyor ve sen istersen ben gelip olanları anlatırım, senin neyi niye yaptığına şahitlik ederim diyor. Bunun onuru bana yeter. İstedikleri cezayı verebilirler. Yine olsa yine yaparım.

SENDİKA İŞTEN ATILDIĞINIZDA DESTEK OLDU MU? SİZİN BEKLENTİNİZ NEYDİ?

İşten çıkarmalar benden aylar önce başladığı için sendikanın bir basın açıklaması dışında hiç bir şey yapmadığını görmüştüm zaten. Ben işten atıldığımda da bir destekleri olmadı 2 No’lu Şube bu konuda hiçbir şey yapmadı. Ben Genel İş Örgütlenme Daire Başkanı ile görüştüm sorunu bildirdim, yardım da istedim ancak uzak durdular. Benim için en onur kırıcı olanı ise kendi şubemin, işverenin tuttuğu tutanakları alıp basının önüne geçip "bakın bu adam çok disiplinsiz, çalışmayan, amirine saldıran, işe gelmeyen bir adamdır" demesiydi. Ben berbat bir işçi de olabilirim, uslanmaz, laf anlamaz bir adam da olabilirim. Ama sendikacılık tarihin de işveren belgeleri ile basına demeç veren sendikacı yoktur. Böyle bir sendikacılık kabul edilemez. Benim beklentim şuydu sendikamdan atılan tüm bu işçilerin arkasın da durması, işçinin iş güvencesinin bir patronun iki dudağı, arasın da olmadığını göstermesiydi. Ancak bunlar olmadı. Ben 3 aydır belediye önün de kışı geçirdim. Bir gün olsun gelip sormadılar; ne içersin neyle geçinirsin, ne istiyorsun demediler.  Bunlar en azından insani şeylerdir. Biz sendikaya düşman işçiler değiliz. Eleştirilerimiz vardır. Ama bunlar sınıfın çıkarınadır. Koltuklarında gözüm yok. En iyi onlar biliyorlar. Benim temsilciliğimi almak için disipline verdiler. Ben kendim baş temsilcilikten istifa ettim. Benim derdim emekçilerin çıkarlarıdır. Her şeyi doğru yaptım diyemem. Fevri, hatalı çıkışlarım ,söylemlerim de olmuştur. Ama bunlar düşman olmalarını gerektirecek şeyler değildir. Bu gün hala bunun bir işçi direnişi olduğunu, işçilerin iş güvenliği için önemli olduğunu kavramış değiller. Uzak duruyorlar.

CHP İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NDE İKTİDARDA. CHP İL YÖNETİMİ VE BAŞKANLIĞI KONUYLA İLGİLENDİ Mİ? SİZİ DİNLEDİLER  Mİ?

CHP hak, hukuk adalet için yürüyüş yaptığı gün işçiler işten çıkarılmaya başladı. O günden bu yana işçi arkadaşlar 2 kez  ANKARA’DA CHP  gurubuna katıldılar, tüm İZMİR milletvekilleri ve yetkililer ile görüştüler.  Sorunları en ayrıntılı biçim de aktardılar. En on Kemal KILIÇDAROĞLU ile de görüştüler ve sorunu aktardılar. Ancak bu güne kadar hiçbir olumlu geri dönüm alamadık. Milletvekilleri  bir, AZİZ KOCAOĞLU’na söz geçiremiyoruz diyorlar. Siz haklısınız, bu olanlar doğru değil diyorlar. Sonrasında ama deyip duruyorlar. Şu an CHP’ li yetkililer içinde bu durumu bilmeyen kimse yok. Defalarca, defalarca bildirildi. . Ancak görüyoruz ki hak, hukuk, adalet diyenler konu emekçiler olunca söyledikleri ile yaptıkları aynı olmuyor. Sorun direk kendileri ile ilgilidir ve çözüm mercii de kendileridir.

SORUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN NE YAPILIRSA ÇÖZÜM KOLAYLAŞIR?

Bu konu da talebimiz çok basit. Ben çöpteki işime dönmek istiyorum. Arkadaşlarım işine dönmek istiyor. Bir haksızlık ve adaletsizlik var. Bunu ortadan kaldırmak onların görevidir. Bizi dinlemeleri çözüm için çaba göstermeleri sorunu çözecektir. Teşekkür ederim..

 

 

Eposta Listesi

Güncel etkinlikler epostanızda...

Kimler Sitede

Şu anda 40 konuk çevrimiçi