Skip to content

 

Sevgili İzmirliler,

Ekonomik krizin derinleştiği işyerlerinin, fabrikaların kapandığı , milyonlarca emekçinin, binlerce öğretmenin, akademisyenin, her meslekten kişinin Ohal kararnameleriyle işsiz bırakıldığı koşullarda ülkemiz yerel yönetim seçimlerine gidiyor. Yerel seçimlerle ilgili siyasi partiler ittifaklar kuruyor adaylarını açıklıyor. Seçimlerde her birinin “benim partim, benim adayım daha iyi” açıklamalarını dinliyoruz.

TV’lerin, aday toplantılarının, iktidar medyasının propaganda bombardımanına maruz kaldığımız bu koşullarda tarihin bize öğrettiklerini akıl süzgecimizden geçirmemiz önem taşıyor.

AKP’nin ülkemize getirdiği tek adam-devlet partisi uygulamasını nasıl değiştireceğiz, hangi adayları desteklemeliyiz? Irkçı, ayrımcı, ötekileştirici, sermayenin adaylarına mı oy vereceğiz?  Nasıl bir kent, nasıl bir yerel yönetim istiyoruz?

Tekelci kapitalist düzeni  savunan  partilerden, siyasetçilerden yana mı tutum alacağız yoksa emekçilerin, işçilerin yani bizlerin, halkın çıkarlarını savunan partiler ve siyasetçilerin yanında mı yer alacağız?

Yerel seçimlerin düğüm noktası, emekçi sınıfların çıkarını ve yüz elli yıllık demokrasi ve özgürlük mücadelesinin kazanımlarını savunacak adayların desteklenmesidir.  Kuşkusuz sermayenin ve faşizmin adaylarını değil emeği, demokrasiyi savunan adayları desteklemeliyiz.

AKP’nin 16 yıllık iktidarı döneminde sömürü ve rant politikaları, kentlerde ve yaşam alanlarında tüm canlıların varlıklarına uygun doğal, sürdürülebilir yaşam koşullarını  daraltmış ve kötüleştirmiştir..

Bugün içinde yaşadığımız kentlerin mekansal ve çevresel bağlamda, niteliksiz yapılaşmasının, sağlıksız büyümesinin ardında piyasa güçlerini kent politikalarının belirlenmesinde tek hakim güç olarak gören siyasal yaklaşımlar yatmaktadır.

Kente yönelik politika ve uygulamalarda, insan hakları, kentli hakları, kent insanları arasında kardeşlik-barış iklimi, birlikte yaşama, engelli, hasta, çocuk ve kadına duyarlı planlama, yerellerde hizmetlere eşit erişim, insan ve çevre sağlığı gibi kriterler temel referanslar olmalıdır.

Kentlerin sahibi o kentte yaşayan halktır ve yerel yöneticilerin demokratik biçimde seçilmesi ve başarısızlıkları durumunda geri alınması esas olmalıdır. Seçimler gibi, kente dair kararlar da kentlilerin katılımcısı olduğu demokratik süreçler, mekanizmalar  işletilerek alınmalıdır.

Fiziksel, doğal, tarihi ve kültürel değerleri korumak ve geliştirmek, koruma ve kullanma dengesini sağlamak, ülke, bölge ve şehir düzeyinde sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek, yaşam kalitesi yüksek, sağlıklı ve güvenli çevreler oluşturmak  merkezi yönetimin olduğu kadar yerel yönetimlerin de görevidir.

Kentimiz İzmir’in yapılan araştırmalarda beş bin yıl öncesine kadar uzanan bir tarihi vardır. Yıllarca süren çalışmalarla ortaya çıkan tarihi mirasına sahip çıkan bir yerel yönetim anlayışı,  kentin tüm kültür ve doğal varlıklarını geleceğe taşıyabilir.

Kent yönetimine talip olan başkan adayları ve meclis üyelerinin kentin sorunlarının çözümü konusunda önerilerde bulunması bir program ortaya koyması kuşkusuz önemli, ancak yeterli değildir. Sermayeye karşı emekçi halkın çıkarlarını savunan  yerel yönetim adayları, tekellerin, uluslar arası ya da yerli sermaye gruplarının değil halkın taleplerini, çıkarlarını savundukları ölçüde halkın desteğini ve sevgisini kazanabilirler. Sermaye partilerinin adaylarından ayıran başlıca farklılık da ekonomik, sosyal ve siyasi demokrasi taleplerini savunması, buna uygun politikaları geliştirerek uygulamasıdır.

İzmir kentinin özellikle son yıllarda almış olduğu yoğun göç ile hızlı artan nüfusu düşünüldüğünde kentin  kamu yararından uzak sermaye odaklı planlanması İzmir‘in gelecekte; hava kalitesi daha da kötü, yaşam standartları düşük, yeşil alanları  olmayan, ranta odaklı yapılaşma  ve ulaşım sorunlarıyla  İstanbul’un kaderini yaşaması kaçınılmaz olacaktır.

Ne yazıktır ki İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP li A.Kocaoğlu, AKP iktidarının rantçı politikalarını destekler duruma gelmiş, meslek odalarının karşı çıktığı  ranta açık, doğal yaşamı tehdit eden politikalarına onay vermiştir. Kent ve doğal yaşam alanlarında uzman meslek odalarının tüm uyarılarına karşın halkın çıkarlarına, doğal yaşam dengesine aykırı politikaları yaşama geçirmeyi gündemine almıştır. AKP’nin ‘Körfez Tüp geçiş Projesi’ni destekleyen ve savunan Kocaoğlu ve benzeri anlayıştaki sermayenin rant politikalarını destekleyen belediye başkanlarına İzmir’in ihtiyacı yoktur.

‘‘( Körfez Tüp Geçiş Projesi, henüz yapım aşamasında olan İstanbul Otoyolu ile Çiğli’de sulak alanların ve Kuş Cennetinin olduğu bölgeden güneyde doğal sit statüsü değiştirilen İnciraltı ve Çeşme yarımadasını birbirine bağlayacaktır.) Bu proje Gediz deltasınıdaki kuş türlerinin yoğun bulunduğu bölgede sulak alanların tasfiyesi ile kuş, bitki, memeli hayvan, çeşitli kelebek türleri yok edilerek, ekolojik dengeleri tahrip edecek, betonlaşmaya yol açacak ve plan değişiklikleri ile yüksek rant artışlarının önünü açarak kıyıları betona teslim eden bir kentin yolunu açacaktır.’’(1) İzmir’in tarihi, kültürel ve doğal değerleri-zenginlikleri rant için tasfiye edilmiş olacaktır. İzmir’in İstanbul olmasını istemiyorsak bu ‘‘ihanet’’ projelerine karşı durmak İzmir’i yönetecek başkanların öncelikli görevidir.

Bayraklı bölgesini çok katlı beton bloklara , İnciraltı’nı  AVM projelerine açan Kocaoğlu gibi bir başkan  istemiyoruz. Kentte yaşayanların değil sermayenin çıkarlarına, rant ekonomisine peşkeş çekilen anlayışlara halkla birlikte karşı duracak ve direnecek bir yerel yönetim anlayış ve uygulayıcılarının yönetime gelmesi önem taşımaktadır

Egemen iradenin, siyasi iktidarın kürt sorunundaki şiddet yanlısı ırkçı, ayrıştırıcı, düşmanlaştırıcı, yandaşlarını kayırmacı politikalarına karşı, Kocaoğlu  kent düzeyinde eşitlikçi, özgürlükçü, yerel hizmetlerin  gerçekleşmesinde yoksul-dar gelirli yerleşimlere öncelikli, barışçıl ve demokratik projeler üretememiştir. Kardeşlik, birlikte yaşam ancak bu anlayış ve uygulamayla mümkün olacaktır.

Yönetime aday olanlar, alevilerin, farklı din, mezhep ve kültürlerin inanç özgürlüğünü ayrımsız savunmalıdır. İbadet mekanlarını restorasyonu desteklenmeli, güvenlikli kılınmalıdır ; devletin din, dinin devlet işlerinden tamamen bağımsız olması ve elini çekmesini kentsel düzlemde yaşama geçirmeli, laik uygulamaların kararlı savunucusu olunmalıdır.

Yönetmeye aday olanlar, sendikalaşmayı, sendika seçme özgürlüğünü, taşeron uygulamasına karşı kadrolu-güvenceli çalışma hakkını esas alan anlayış ve uygulamaların savunucusu olmalıdır. Belediye emekçilerinin kadrolu, güvenceli istihdamını esas almalı, liyâkattan taviz verilmemeli, sendikaları tahakküm altına almaya çalışmadan, eşit ilişki kurabilmelidir. Sendikaların ve demokratik kitle örgütlerinin İzmir’de yerel demokrasinin gelişiminin bir parçası olduğu bilinmelidir. Kocaoğlu döneminde kadrolu olabilmek için hukuk yoluna başvuran ve işinden atılan tüm işçilerin yeniden iş başı yapmalarını sağlayacak bir yerel yönetim istiyoruz.

696 Sayılı kanun Hükmün’de kararnameyle  belediyelerde çalışan şirket işçileri, süresiz işçi statüsüne geçirildi. Bu işçiler için  2020 yılına kadar toplu iş sözleşmesi yapılmayacak, kadrolu işçi gibi 4 ikramiye verilmeyecek ve bu işçiler sosyal ve ekonomik haklardan yararlanamayacaklar. Bu işçilere sadece düşük bir zam öngörülmektedir. Bu kararname eşitlik ilkesine aykırıdır. Kadroya geçirilme adı altında işçilerin ekonomik ve sosyal hakları gasbedilmiştir. Yerel yönetim adayları bu kararmaneye karşı çıkmalı ve işçilerin ekonomik ve sosyal haklarını savunulmalıdır.

Toplu İş Sözleşmeleri (TİS) nin sendika, sendika olmayan iş kollarında işçi temsilcileriyle yapılmasını savunumalı; grev hakkının önündeki engelleri kent bazında yok saymalıdır. Kıdem tazminatı hakkını güvenceye almalı; kiralık işçilik uygulamalarına karşı çıkmalıdır.

Çalışanlar arasında cinsiyet eşitliğini savunmalı; özellikle kariyer, kadro yükseltmede pozitif ayrımcı, ücret politikasında mutlak eşitlikçi olmalıdır.

Kentimizde kadın hak ve özgürlüklerine uygun koşulları oluşturmayı; kentin gecesi-gündüzüyle, toplu taşım araçlarıyla, sokaklarıyla güvenli kılıcı politikaları geliştirmelidir.

Gençliğin bilimsel-özerk-demokratik-parasız eğitim-öğretim hakkında her gün daha fazla artan eşitsizliğe karşı politikalar geliştirilmeli; barınma, ulaşım, beslenme konularında ücretsiz olanaklar yaratılmalı; ücretsiz öğle yemeği sağlanmalıdır.

Küçük üreticilere ve köylülere düşük oranlı kredi tahsisi, kooperatifleşme olanaklarını sağlamalı; Kooperatifleşmenin yaygınlaştırılması için üreticilere yardım ve destek politikaları (destekleme alımları) geliştirilmelidir. El emeği üretimi yapan kadınlara yerel pazarlarda ücretsiz  alanlar sağlamalıdır.

Tarım ve hayvancılığa yapılacak ekonomik destekleri yerel bütçe kaynaklarından yapmalı ve halka aracısız, ucuz beslenme olanaklarını sağlamalıdır.

Tarım emekçilerine yönelik bir ekonomik ve sosyal güvence ağı geliştirilmesini savunmalı; kırsal kesimde kadınlara yönelik özel bir sosyal güvenlik sistemini bu döngü içerisinde  projelendirilmesini savunarak uygulamasını gerçekleştirecek bir alan açmalıdır.

Tarım alanları, sulak alanlar, su kaynaklarının özelleştirmelere açılmasını, sermayeye bırakılmasına kararlılıkla karşı çıkmalıdır. Bu temelde HES, RES, Termik santrallerin yerlerini meslek örgütleri, uzmanlar ve yöre halkı ile belirlemeyi savunmalıdır.

Kentimiz yeşil alanlardan yoksun durumdadır. Kentin yeşil alanları artırılmalıdır. Hava kirliliği, araç yoğunluğu ve diğer nedenlerle yoğunlaşmıştır. Koah, astım, solunum yolu hastalıkları yüksek orandadır. Kentimizdeki hava kirliğini ortadan kaldıracak politikalar geliştirmek zorundayız.

Gıda güvenliğini denetimleri sıklaştırarak sağlamalı, bünyesinde araştırma laboratuarları kurmayı projelendirmelidir.

Yerel yönetimlerin ulaşım hizmetlerinden kar elde etmesi düşünülemez. Yerel yönetimler ulaşım hizmetini diğer gelirlerinden sübvanse etmelidir. Kentlerde ulaşım hizmetleri yerel yönetimlerin kamusal bir görevidir. Kentte yaşayan tüm yurttaşların toplu taşıma hizmetlerinden yararlanması en ucuza olmalı ve esas olarak kamu taşımacılığı ücretsiz olmalıdır. 10.01.2019

Saygılarımızla

İmece-Der

(

(1) İzmir’e Sahip Çık  Platformu